Muhammed’in Sünneti mi, Allah’ın Sünneti mi?
Kur’an’da sünnet kavramı yalnızca Allah’a aittir. Yani “sünnetullah” olarak geçer ve bu da Allah’ın değişmez kanunları demektir. Bu kanunlar ne kişiye göre değişir ne de zamana göre. Allah şöyle buyurur:
Kur’an’da sünnet kavramı yalnızca Allah’a aittir. Yani “sünnetullah” olarak geçer ve bu da Allah’ın değişmez kanunları demektir. Bu kanunlar ne kişiye göre değişir ne de zamana göre. Allah şöyle buyurur:
Kardeşim, bazen şöyle düşünmez misin? “Cennete gidebilir miyim, orada kimlerle beraber olurum?” Aslında bu soru, insanın kalbinde var olan en derin meraklardan biridir. Çünkü hepimiz iyi bir hayat yaşamak isteriz; ama bu hayatın ötesinde, sonsuz bir huzura kavuşmayı da umut ederiz. Kur’an, bu konuyu açıkça anlatıyor ve kimlerin cennete gireceğini, kimlerle birlikte olacaklarını bize bildiriyor.
Kardeşim, dua dediğimiz şey sadece sözden ibaret değil; kalpten gelen samimi bir yöneliştir. Düşünsene, sabah uyandın, kendi kendine “Rabbim, bugün bana hayırlı olanı göster” diyorsun. İşte o an gerçek duadır. Kur’an da bunu bize hatırlatıyor:
“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size karşılık vereyim” (Mü’min 60).
Kardeşim, bazen çevremizde “İslam çok zor bir din” diyenleri duyarız. Kuralları ağır, ibadetleri meşakkatli, yaşamak imkânsızmış gibi anlatırlar. Oysa Kur’an’a baktığında tam tersi bir tablo görürsün. İslam zorluk değil, kolaylık dinidir. Çünkü Allah, insanı yaratandır; bizim neye dayanabileceğimizi, nerede zorlanacağımızı en iyi O bilir. Bu yüzden Kur’an, insana yük değil, hayatı kolaylaştıran bir rehberdir.
Kardeşim, günümüzde maalesef insanların Allah’a verdiği önemin yerini, şeyhler, gavslar ve kutuplar almış durumda. Oysa İslam’ın özüne baktığımızda, bütün hamd, övgü ve şeref yalnızca Allah’a aittir. Fatiha Suresi’nin 2. ayeti bunu çok net ifade ediyor: “Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” Fatır Suresi 10’da da izzetin, Müddessir 3’te yüceliğin yalnızca Allah’a ait olduğu vurgulanıyor.
Kardeşim, Kur’an’ın en dikkat çekici yönlerinden biri, zamana ve mekâna sığmayan mesajıdır. Yani o sadece indiği dönemdeki insanlara hitap etmedi; bugünün insanına da, yarının toplumlarına da aynı netlikle sesleniyor. “O (Kur’an), bütün âlemler için bir öğüttür.” (Kalem 52) ayeti, bu gerçeği öyle güzel özetliyor ki… Kur’an, bir dönemin hikâyesi değil; insanlığın vicdanına kazınmış evrensel bir rehberdir.