Kategori: Makale

2 Temmuz 2026

ALLAH’IN NEBİLERİ BİRBİRİNE ÜSTÜN KILMASI NE ANLAMA GELİR?

Kur’an’ı okurken bazı ayetler ilk bakışta insanı düşündürür. Bunlardan biri de Allah’ın nebilerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldığını bildiren ayetlerdir. Peki bu üstünlük neyin üstünlüğüdür? Allah, nebileri değer bakımından mı birbirinden ayırmıştır, yoksa burada anlatılmak istenen başka bir hakikat mi vardır?

30 Haziran 2026

DÜŞÜNMEK VE AKLETMEK: ALLAH’IN İNSANA VERDİĞİ EN BÜYÜK EMANET

İnsan, diğer canlılardan farklı olarak düşünebilen, sorgulayabilen ve yaptığı davranışların sonucunu değerlendirebilen bir varlık olarak yaratılmıştır. Açlık hisseden bir hayvan yiyeceğini arar, tehlike hisseden kaçar. Bunlar yaratılışına yerleştirilen içgüdülerdir. İnsan ise sadece içgüdüleriyle hareket etmez. O, önüne konulan bilgiyi değerlendirir, karşılaştırır, tercih yapar ve sonunda bir hükme varır. İşte bu özellik, onu sorumluluk sahibi kılar.

29 Haziran 2026

FİZİKSEL BÜYÜKLÜK YANILGISI VE SİNEK MİSALİ

FİZİKSEL BÜYÜKLÜK YANILGISI VE SİNEK MİSALİ İçinde yaşadığımız modern dünya, bizi büyüklük illüzyonuyla kuşatmış durumda. Gücü, ihtişamı ve değeri hep devasa hacimlerde arıyoruz. Gökyüzüne uzanan plazalar, milyarlarca dolarlık bütçeler yahut göz kamaştıran teknolojiler zihnimizde gücün mutlak referansı haline geliyor. Peki, hiç düşündün mü, gerçek anlamda “büyük” olan nedir? Bilginin ve tasarımın azameti, fiziksel bir hacme sığdırılabilir mi? İşte tam bu noktada, vahiyle yüzleştiğimizde sarsıcı bir […]

29 Haziran 2026

UZUV KESMEK Mİ, SUÇ MEKANİZMASINI ENGELLEMEK Mİ?

Geleneksel fıkıh anlayışının en çok tartışılan ve insan zihnini en fazla zorlayan konularından biri hiç şüphesiz hırsızlık suçuna öngörülen “el kesme” cezasıdır. Yüzyıllardır din adına insanlara sunulan kabullere baktığımızda, maddi bir hırsızlık yapan kişinin elinin bilekten koparılması gerektiği mutlak bir kural gibi anlatılır. Peki, merhameti ve adaleti her şeyin üstünde tutan, insanı ıslah etmeyi amaçlayan Kur’an’ın muradı gerçekten bu mudur? Yoksa bizler asırlardır kelimelerin sadece zahiri ve fiziki anlamlarına takılıp kalırken, vahyin satır aralarındaki o derin mesajı gözden mi kaçırıyoruz? Gelin, konuyu tamamen Kur’an merkezli bir bakışla, kelimelerin Kur’ani bağlamlarını inceleyerek derinlemesine analiz edelim.

28 Haziran 2026

MÜŞRİKLERİN KEYFİ VE HEVESLERİNİN GEÇERSİZLİĞİ

Hayatında hiç sadece kendi isteklerini, canının çektiğini merkeze alarak bir rota çizmeye çalıştın mı? İnsanın kendi heveslerini hayatın tek doğrusu haline getirmesi, dışarıdan bakıldığında bir özgürlük gibi görünse de aslında büyük bir aldanıştır. Kur’an-ı Kerim, bu durumu “müşriklerin keyfi ve hevesi” olarak tanımlar ve bizleri bu konuda derin bir tefekküre davet eder. Müşriklik, sadece taştan, ahşaptan putlara tapmaktan ibaret değildir; asıl mesele, Allah’ın koyduğu ölçüleri bir kenara bırakıp kendi arzularını, heveslerini ve keyfi kurallarını ilahlaştırmaktır. Resüllerin getirdiği apaçık gerçekler karşısında kendi fantezilerine sığınanlar, aslında kendi kendilerine en büyük zararı verirler.

27 Haziran 2026

KİTAP EHLİNİN NEBİ İBRAHİM HAKKINDAKİ TARTIŞMASI

İnsanlık tarihi boyunca inançlar, kimlikler ve aidiyetler üzerine sayısız tartışma yürütülmüştür. Hiç düşündün mü, geçmişte yaşamış ve tüm insanlığa rehber olmuş ortak bir değeri kendi tekeline alma çabası nereden gelir? İşte bu sorunun en çarpıcı cevabını, Nebi İbrahim etrafında dönen tartışmalarda buluyoruz. O, hem İslam hem de kendilerine kitap verilen diğer topluluklar için merkezi bir figürdür. Ancak Kur’an-ı Kerim, kitap ehlinin İbrahim’i kendi dar kimlik kalıplarına hapsetme girişimlerini açıkça reddeder ve bizi bu konunun asıl hakikatini sorgulamaya davet eder.