Kategori: Makale

8 Nisan 2026

YA ALLAH’A KUL OLMAK, YA YARATILMIŞLARA BAĞLANMAK

TEVHİD: İNSANIN YÖNÜNÜ BELİRLEYEN HAKİKAT

Hayatın karmaşası içinde insan çoğu zaman akışa kapılır. Günler geçer, kararlar alınır, tercihler yapılır… Fakat insan nadiren durup şu soruyu kendine sorar:

8 Nisan 2026

İNSANI KÜÇÜLTEN SÖZ: ALAY, AYIPLAMA VE KÖTÜ LAKAPLAR

İnsan, yaratılışı gereği konuşan bir varlıktır. Düşüncelerini sözle ifade eder, duygularını kelimelerle anlatır, ilişkilerini dil üzerinden kurar. Bir bakıma insanın kalbi ile dili arasında görünmez bir köprü vardır. Kalpte ne varsa çoğu zaman dil onu dışarı çıkarır. Bu yüzden Kur’an, insanın sözlerine çok büyük önem verir. Çünkü bir söz bazen bir kalbi onarır, bazen de bir kalbi kırar.

7 Nisan 2026

NİMETİN KUTSALI OLMAZ, BİLİNCİ OLUR

Hiç düşündün mü? Soframıza gelen bir parça ekmek aslında nasıl bir yolculuktan geçiyor? Toprak sürülüyor, tohum saçılıyor, yağmur düşüyor, güneş kavuruyor… Ardından o yeşeren başaklar biçiliyor, dövülüyor, taşların arasında eziliyor, suyla yoğruluyor ve ateşle buluşuyor.

6 Nisan 2026

YÜCE ALLAH’IN İSRAİLOĞULLARINDAN ALDIĞI SÖZ

İnsan ile Yüce Allah arasındaki ilişki, sadece inanç değil, aynı zamanda bir sözleşmedir. Kur’an’da bu sözleşme, kimi zaman “ahd”, kimi zaman “misak” olarak ifade edilir. Bu kavramlar, insanın Rabbine karşı sorumluluğunu hatırlatır. İsrailoğulları üzerinden anlatılan bu süreç, aslında tüm insanlık için bir uyarı ve yol göstericidir.

5 Nisan 2026

NEFS VE İMTİHANIN BAŞLANGICI

İnsan dünyaya geldiğinde hemen sorumlu bir varlık hâline gelmez. Doğar, büyür, öğrenir, gelişir. Bu süreçte yavaş yavaş doğruyu ve yanlışı ayırt etmeyi öğrenir. Kur’an insanın başlangıç hâlini anlatırken çok önemli bir gerçeğe dikkat çeker: İnsan dünyaya bilgi sahibi olarak gelmez.

3 Nisan 2026

 İNKÂRCILARIN ARZULARI

Kur’an insanın iç dünyasını çok açık bir şekilde anlatır. İnsan bazen gerçeği bildiği hâlde onu kabul etmek istemez. Bunun sebebi çoğu zaman arzuların hakikatin önüne geçmesidir. Kur’an’da inkârcıların tutumuna bakıldığında, onların çoğu zaman delil eksikliğinden değil, arzularına uymak istemelerinden dolayı gerçeği reddettikleri görülür.