
Nebi Muhammed döneminde, Mekkeli müşrikler Allah’ın kelamını anlamalarına rağmen iman etmeyi reddettiler. Bugün bizler ise, elhamdülillah, Kur’an’a iman ediyoruz. Ancak bu imanımız çoğu zaman lafzi bir tekrarın ötesine geçemiyor. Kur’an kurslarında metni güzelce okuma eğitimi alırken, manasına dair derin bir anlayış geliştirmekte yetersiz kalıyoruz.
Sevdiklerimizden gelen bir mesajı heyecanla açarken, kainatın Sevgilisi’nden gelen 6236 mesajı göz ardı edebiliyoruz. Kur’an’ı anlamadan okumak, sadece seslendirmekle yetinmek büyük bir kayıptır. Allah Teala’nın bizden istediklerini çoğu zaman ihmal ediyoruz. Hatta bu ihmallerimizi sevap zannederek, sevaplarını da güya ölülerimize gönderiyoruz.
“Onlar, Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?” (Muhammed Suresi, 24. ayet)
Mekkeli müşrikler Allah’ın emirlerini anladıkları halde iman etmediler; biz ise anlamadan iman ediyoruz. Keşke Yaratıcımızın emirlerini hayatımıza tatbik edebilsek. Kur’an, sadece bir ses kaynağı değil, hayatımızı şekillendiren bir rehberdir. Anlamını kavrayarak bu kutsal metni hayatımıza entegre etmek, gerçek bir iman ve bağlılık göstergesi olacaktır.
“Ey iman edenler! Hep birden silm’e (İslam’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi, 208. ayet)
Kur’an’ı sadece okumakla kalmayıp, anlamak ve yaşamak için çaba göstermeliyiz. Bu, hem dünyamız hem de ahiretimiz için en doğru yol olacaktır.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com