Kardeşim, hiç düşündün mü; bir insan, bir inanca kendi özgür iradesiyle girer ama çıkmaya kalkınca ölümle mi tehdit edilir? Böyle bir din olabilir mi? Ne yazık ki bazı çevrelerde hâlâ şu tür cümleler duyabiliyoruz: “Dinden dönen öldürülür.” Hatta bunu dinin bir emri gibi savunuyorlar. Oysa bu yaklaşım, Kur’an’ın barış, özgürlük ve merhamet üzerine kurulu temel anlayışıyla tamamen çelişiyor.
Bak mesela, Bakara Suresi 217. ayete. Diyor ki:
“Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların dünyadaki ve ahiretteki tüm işleri boşa gider. Onlar ateş halkıdır ve orada ebedî kalıcıdır.”
Burada dikkat çekici olan ne biliyor musun? Ayet, dinden dönenin cezasını Allah’a bırakıyor. Yani kişi dininden dönerse, bu onunla Allah arasındadır; cezayı da Allah verir ama ahirette. Kur’an’da hiçbir yerde, “Bu kişiyi öldürün” ya da “toplumdan dışlayın” denmiyor.
Peki biz neden hâlâ, uydurma hadis ve rivayetlerle oluşturulan “dinden döneni öldürün” gibi hükümlerle karşılaşıyoruz? Hadi diyelim ki birisi inanmıyor, o zaman ne olacak? Onu zorla mı inandıracağız? Bu durumda o kişi gerçekten inanmış mı sayılır? Yoksa korkudan boyun mu eğmiş olur? Bu anlayış, insanı hem samimiyetsizliğe sürükler hem de inancı baskı aracı haline getirir. Yani aslında, “İçinden inanmasan da dışından rol yap” demektir bu.
Dahası var. Kur’an, insan hayatının ne kadar kıymetli olduğunu defalarca vurgular. Maide Suresi 32. ayeti hatırlayalım:
“Kim haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.”
Şimdi bu ayet dururken, “namaz kılmayanı öldürün”, “sakalını keseni öldürün”, “içki içeni öldürün” gibi sözleri nasıl ciddiye alabiliriz? Bunlar Kur’an’a mı dayanıyor, yoksa insanların kendi uydurmalarına mı? Bu hükümler, din değil, korku düzenidir. İnsanları Allah’a değil, zalim bir sisteme kul yapar.
En kötüsü de bu tür uydurma hükümlerin, Muhammed’e iftira edilerek onun sözü gibi sunulmasıdır. Kur’an’da Muhammed’in görevinin sadece tebliğ olduğu açıkça yazıyor. O hiç kimseye baskı yapmadı, zorlamadı, hele ki şiddete başvurmadı. O merhametliydi, adaletliydi. Birini dinden çıktığı için öldürmek gibi bir davranışı ona yakıştırmak, gerçekten büyük bir vebaldir.
Öyleyse ne yapmalı? Her şeyden önce, din adına söylenen her şeye Kur’an penceresinden bakmalıyız. Kaynağı Kur’an olmayan hiçbir dini hükmü, doğru kabul etmemeliyiz. Allah’ın koruma altına aldığı kitap belli: Kur’an. O’nun dışındakiler, insan sözüdür. Hele ki öldürmeyi “ibadet” gibi sunan anlayışlar, din değil, despotizmdir.
Gerçek din; özgürlük, adalet ve merhamet üzerine kuruludur. Korku değil; sevgi ile yaklaşır. Cezalandırma değil; bağışlamaya çağırır.
Unutma, kardeşim: Din baskı değil, tercih işidir. Kimse inanmak zorunda değildir. Ama bir kez inanmışsa, o inançta kalmak da yine kişinin kendi iradesiyle olmalıdır. Zorlama ile gelen iman, iman değildir.
Selam ve dua ile…
Aydın Orhon
Yazı gezinmesi
Aydın Orhon, 1953 yılında Çorum'da doğmuştur. 1975 yılından bu yana yaşamını İstanbul'da sürdürmektedir. Hayatının önemli bir bölümünü iş dünyasında geçirmiş, bunun yanında Kur’an üzerine araştırma ve incelemelerini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Orhon, eğitim alanında meslek hayatına devam etmemiştir. Bunun yerine özel sektörde çeşitli görevler üstlenmiş; farklı şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. İş hayatı boyunca edindiği tecrübe ve birikimi, hayatın farklı alanlarında değerlendirme imkânı bulmuştur. Aydın Orhon kendisini bir yazar veya din âliminden çok, Allah’ın kitabını anlamaya ve yaşamaya çalışan bir Kur’an talebesi olarak tanımlamaktadır. Uzun yıllardır Kur’an’ın mesajını, kavramlarını ve insan hayatına yönelik çağrısını araştırmakta; elde ettiği sonuçları yazıları ve kitapları aracılığıyla okuyucularla paylaşmaktadır. Özellikle son yıllarda çalışmalarını yoğunlaştıran Orhon, Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılması gerektiği düşüncesi üzerinde durmaktadır. Ona göre insanların inançlarını, geleneklerini ve din anlayışlarını Allah’ın kitabı ışığında yeniden değerlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla kaleme aldığı eserlerinde okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya ve Kur’an üzerinde doğrudan tefekkür etmeye davet etmektedir. Hakikat Serisi’nin ilk kitabı olan “İnandığın Din Kimin?” yayımlanmıştır. Bu eser, inanç ve din anlayışının kaynağını Kur’an merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. Allah izin verirse, Hakikat Serisi yeni kitaplarla devam edecek; Kur’an’ın mesajını farklı yönleriyle ele alan çalışmalar okuyucuyla buluşmayı sürdürecektir. Aydın Orhon, bugün de çalışmalarına İstanbul’da devam etmekte; araştırma, inceleme ve yazım faaliyetlerini sürdürmektedir.