KUR’AN’A ÇAĞIRANLARI “MEALCI” DİYE ETİKETLEYENLER
Kur’an dediğimiz kitap, bir Müslüman için yalnızca okunacak değil; yaşanacak, anlaşılacak, yol gösterecek bir metindir. Hayatın her alanına rehberlik eder. Ancak ne gariptir ki, bugün Kur’an’a çağıran bazı insanlar, küçümseyici bir dille “mealci” diye etiketleniyor. Sanki bu kelimeyle birilerini susturmak, itibarsızlaştırmak mümkünmüş gibi davranılıyor. Peki aslında bu tavrın ardında ne var?
Öncelikle şunu hatırlamak gerek: Kur’an kelimesi bizzat “okumak” anlamına gelir. Yani Allah bize, sadece Arapça lafzını ezberleyip geçelim diye bir kitap indirmemiştir. Aksine, anlayalım diye indirmiştir. “Meal” dediğimiz şey, Kur’an’ın başka dillere çevrilerek herkesin anlayabileceği hale getirilmesidir. Çünkü Arapça bilmeyen milyarlarca insan için Kur’an’ın anlamına ulaşmanın başka bir yolu yoktur. Ama bazı kişiler bu çevirilere karşı çıkarak, Kur’an’ı kendi tekellerinde tutmak istiyor. Ve sonra bu kutsal kitaba çağıranlara “mealci” diyerek saldırıyorlar. Bu tavır sence Kur’an sevgisi mi, yoksa ondan uzaklaştırma çabası mı?
Aslında mesele çok daha derin. “Mealci” denilen insanlara bakıyorsun, Kur’an’ı öğrenmek istiyor, anlatıyor, paylaşıyor. Yani anlamaya çalışıyorlar. Bu insanlar, birilerinin dediğini sorgusuz kabul etmek yerine, Allah’ın ne dediğini doğrudan öğrenmek istiyorlar. Fakat bu durum, çıkarları veya inanç sistemi alışkanlıklarla örülmüş bazı kesimleri rahatsız ediyor. Çünkü Kur’an’a yönelen her birey, araya başka kaynaklar koymadan Allah’a ulaşmaya çalışıyor. İşte bu da, geleneksel yapıları sarsıyor. Ve doğal olarak bu sarsıntıya karşı savunma geliştirmek isteyenler, “mealci” damgasını bir silah gibi kullanıyor. Peki bu silah kime yöneltiliyor? Allah’ın kitabına davet edenlere.
Kur’an’a çağırmak ne demek? Bu, Allah’ın mesajını insanlarla paylaşmaktır. Adaletten, dürüstlükten, hak yememekten, merhametten, özgür düşünceden bahsetmektir. Mealci diye küçümsenen insanlar, aslında Kur’an’ın evrensel değerlerini yaymaya çalışıyor. Toplumda adaletin, hakkaniyetin, insan onurunun yeniden tesis edilmesi için Kur’an’a yönelin diyorlar. Bu çağrıyı duymak istemeyenlerse, onları ya görmezden geliyor ya da etiketleyerek susturmaya çalışıyor. Oysa şöyle bir durup düşünsek; bu insanları yargılamak yerine, neden onların ne demek istediğini anlamaya çalışmıyoruz? Belki de onların gayreti, toplumun gerçek kurtuluşu için birer anahtardır.
İşin özü şu: Birini Kur’an’a çağırmak ne zamandan beri suç oldu? Allah’ın kitabını anlamak, anlatmak, paylaşmak neden bazılarını rahatsız eder hale geldi? “Mealci” demek, aslında Allah’ın kelamını anlamaya çalışanlara bir hakarettir. Ve daha kötüsü, bu etiketle insanlar Kur’an’dan uzaklaştırılmakta, ayrışmalar derinleştirilmektedir. Oysa Kur’an ayrıştırmaz, birleştirir. İnsanları hiziplere değil, kardeşliğe davet eder.
Kur’an, her birey için gönderilmiştir. Onun anlaşılması ve paylaşılması, sadece birkaç kişinin görevi değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bir insan Kur’an’a çağırıyorsa, onu desteklemek gerekir. Çünkü o kişi, Allah’ın mesajını yaymak için bir adım atmış demektir. Bu adımı küçümsemek değil, takdir etmek gerekir. Unutma, Kur’an’a giden her yol değerlidir; bu yolda yürüyenleri yalnız bırakmak değil, yanlarında durmak gerekir.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com