5 Mart 2026

İman, İslam ve Kabulün Ölçüsü

Kur’an’ı okuyan herkesin zihninde bir gün mutlaka şu soru belirir: Eğer Allah katında tek geçerli din İslam ise, o hâlde farklı zamanlarda yaşamış, farklı şeriatlara bağlı insanlar ne olacak? İşte bu sorunun tam merkezinde iki ayet durur: Biri Kur’an’da yer alan Bakara 62, diğeri Âl-i İmran 85. İlk bakışta biri kapsayıcı, diğeri sınır koyucu gibi görünür. Ama Kur’an kendi içinde çelişmez. O hâlde mesele ayetleri karşı karşıya getirmek değil, aynı hakikatin iki yüzü olarak birlikte okuyabilmektir.

4 Mart 2026

İman, İslam ve Kabulün Ölçüsü

Kur’an’da yer alan Bakara 62 ve Âl-i İmran 85 ayetleri birlikte okunduğunda bir çelişki değil, bir bütünlük ortaya çıkar.

Bakara 62, Allah’a iman, ahiret bilinci ve salih amel ölçüsünü esas alır. Kurtuluşun etiketle değil, hakiki teslimiyetle olduğunu bildirir. Yahudi, Hristiyan veya başka bir topluluk ismi belirleyici değildir; belirleyici olan Allah’a yönelmek ve bunun gereğini yaşamaktır. Bu, bütün nebilerin ortak çağrısı olan tevhid çizgisidir.

4 Mart 2026

Kur’an’da Savm (Siyâm) Nedir?

Savm kelimesi özellikle Kur’an-ı Kerim’de oruç ibadeti bağlamında kullanılır. En açık şekilde şu ayette geçer:

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç (siyâm) farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.”
(Bakara Suresi 2:183)

4 Mart 2026

Oruç ve Fidye: Kim Öder, Kim Tutabilir?

Oruç, Müslümanlar için farz kılınmış temel ibadettir ve sabır, nefis terbiyesi, empati ile Allah’a yakınlaşmayı sağlar. Ancak İslam, ibadetleri insanın gücünü ve hayat şartlarını dikkate alarak düzenler. Bu nedenle Kur’an, hem oruç yükümlülüğünü hem de kolaylığı birlikte bildirir.

4 Mart 2026

Oruç ve Fidye: Kim Öder, Kim Tutabilir?

Oruç, İslam ibadetlerinin en önemli ve Allah’a yakınlık sağlayan uygulamalarından biridir. Ancak kimi zaman sağlık sorunları veya diğer zorlayıcı koşullar nedeniyle bazı kişiler oruç tutamayabilir. İşte burada fidye kavramı devreye girer. Kuran, bu konuda açık hükümler verir:

4 Mart 2026

Gerçeği Gizleyip Saklayanlar

İlahi hakikat tarih boyunca iki farklı tavırla karşılaşmıştır: Ona teslim olanlar ve onu çıkarlarına göre şekillendirenler. Allah’ın gönderdiği vahiy açık ve yol gösterici olduğu hâlde, bazı insanlar onu gizlemeyi ya da etkisiz hâle getirmeyi tercih etmiştir. Bakara Suresi 159. ayette, indirilen açık delilleri gizleyenlerin ağır bir sorumluluk altında olduğu bildirilir. Bu, gerçeği saklamanın sadece bireysel değil toplumsal bir vebal olduğunu gösterir. Çünkü hakikat gizlendiğinde insanlar karanlıkta bırakılır.