3 Mart 2026

CELALEDİN RUMİ’Yİ NE KADAR TANIYORUZ?

Bir ismi ne kadar tanıyoruz? Bir insanı, bir düşünceyi, bir kitabı… Onu gerçekten okuyarak mı tanıyoruz, yoksa kalabalığın anlattığı kadar mı?

Ben, okumadan hüküm vermekten çekinirim. Hele ki bir insanı inancı üzerinden yargılamak söz konusuysa… Çünkü iftira, Kur’an’da ağır bir suç olarak geçer. Rabb’imiz, bilmediğimiz şeyin peşine düşmememizi emreder:

“Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra, 36)

3 Mart 2026

Dini Parçalayanlar: İpin Ucunu Kaçırdığımız Yer

Hakikat tek, vahiy tek ve ölçü tek olduğu halde dinin parçalara ayrılması insanın ilahi kaynağın yanına kendi yorumlarını eklemesiyle başlar. Halis din yalnızca Allah’a aittir; onu belirleyen, sınırlarını çizen ve tamamlayan O’dur. Nebiler boyunca gelen mesajın özü değişmemiştir: Tevhid, adalet ve kulluk. Değişen vahiy değil, insanın yaklaşımıdır. Gelenek, kültür, güç mücadelesi ve mezhebi aidiyetler zamanla asli ölçünün önüne geçmiş; böylece birlik zedelenmiştir.

3 Mart 2026

Dini Parçalayanlar: İpin Ucunu Kaçırdığımız Yer

Bir düşünelim… İnsan neden dini parçalar? Hakikat tek ise, kaynak tek ise, ölçü tek ise; bu bölünmeler nasıl oluyor? Yüce Allah açıkça bildiriyor: “Halis (katıksız) din yalnızca Allah’ındır.” (Zümer, 3) Katıksız… İçine başka bir şey karışmamış, saf, arı, duru. Demek ki dinin sahibi de, koyucusu da, ölçüsünü belirleyeni de yalnız O’dur.

2 Mart 2026

BUYURUN CENAZE NAMAZINA…

“Üç Cuma’ya gitmeyenin cenaze namazı kılınmazmış, doğru mu?”

Bu soru cenaze evlerinin sessizliğinde dolaşır. Kimi zaman bir fısıltı, kimi zaman sert bir yargı gibi çıkar karşımıza. Bir insanın ardından konuşulurken, sanki gökyüzünden verilmiş kesin bir hüküm aktarılıyormuş gibi söylenir.

2 Mart 2026

Ateşten Çarmıha: Ruhun Yolculuğu

Kur’an’da ölüm yalnızca biyolojik bir son değildir. “Mevt” kavramı, kimi zaman bedenin sona erişini, kimi zaman da hakikate kapanmış bir bilinci ifade eder. Nitekim En‘âm, 122’de “ölü iken diriltilen” insandan söz edilir; burada ölüm, fiziksel değil, bilinçsel bir hâlidir. Bu nedenle Kur’an’ın ölüm anlayışı çok katmanlıdır.

2 Mart 2026

Ateşten Çarmıha: Ruhun Yolculuğu

Kur’an’da ölüm (mevt) ve diriliş (ba‘s) kavramları yalnızca biyolojik sonu ifade etmez. Birçok ayette ölüm, kalbin katılığı, hakikate kapalılık ve bilinç kaybı ile ilişkilendirilir (bkz. Bakara 2/28; En‘âm 6/122). Bu nedenle ölüm kavramı, fiziksel olduğu kadar varoluşsal bir içerik taşır.