GÖĞÜN İLK HÂLİ, AYRILIŞI VE İNSANA SÖYLENENLER
İnsan çoğu zaman göğe baktığında sadece bugünü görür. Oysa göğün bir de başlangıcı vardır. Her şeyin tek ve birleşik olduğu bir hâl… Ayrımın, mesafenin ve sınırın henüz oluşmadığı bir dönem.
İnsan çoğu zaman göğe baktığında sadece bugünü görür. Oysa göğün bir de başlangıcı vardır. Her şeyin tek ve birleşik olduğu bir hâl… Ayrımın, mesafenin ve sınırın henüz oluşmadığı bir dönem.
Kur’an-ı Kerim, Cumartesi günü ile ilgili olarak bazı toplulukların davranışlarını ve bu toplulukların başına gelen olayları anlatmaktadır. Bu bağlamda, “Cumartesi halkı” terimi, özellikle İsrailoğulları arasında yer alan bir grubu ifade eder. Bu ayetler, onların Allah’ın emirlerine karşı gelmelerini ve sonuçlarını ele alır.
Metne göre Kur’an’da “mucize” yerine “ayet” kavramı kullanılır ve ayet; Allah’ın varlığına işaret eden delil, gösterge anlamına gelir. Bu sadece nebilerle sınırlı değildir; “Gece ve gündüz, güneş ve ay O’nun ayetlerindendir” (Fussilet 41/37) ve “Sizin yaratılışınızda… ayetler vardır” (Casiye 45/4) ifadeleriyle doğa ve insan da ayet olarak sunulur. Bu nedenle ayet, doğaüstü bir olaydan çok ilahi işaret anlamı taşır.
Çocukluğumuzdan beri bize anlatılan bir nebi tasavvuru vardır.
Denizi ikiye bölen, ölü dirilten, gökten sofra indiren, dağdan deve çıkaran bir tasavvur…
İnsan, kendini en kolay kandırabilen varlıktır. Özellikle de din söz konusu olduğunda… Çünkü yaptığı şeyin “ibadet” olduğunu düşündüğü anda, onu sorgulama ihtiyacı hissetmez. Oysa Kur’an, tam tersine, insanı sürekli sorgulamaya çağırır. Sadece inkâr edenleri değil, inandığını söyleyenleri de… Çünkü asıl tehlike, yanlış yolda olduğunu fark etmeyen insanın durumudur.
Kur’an’ı anlamadan yapılan ibadetler, sadece şekilcilikten öteye geçmez. Bu büyük yanılgının içinde sayısız insan var. Namaz kılarken, dua ederken, Kur’an okurken anlamı bilmiyorsan, o ibadet kalplere dokunmaz, sadece dilden çıkıp havaya karışır.