Ay: Ağustos 2026

10 Ağustos 2026

İSLAM VE TOPLUMSAL SORUMLULUK

Din denildiğinde çoğu insanın aklına öncelikle ibadetler, inanç esasları ve bireysel sorumluluklar gelir. Oysa Kur’an’a baktığımızda insanın Rabb’iyle olan ilişkisinin, diğer insanlarla olan ilişkisinden bağımsız olmadığını görürüz. Bir insanın inandığını söylemesi, onun toplumsal sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tam tersine iman, insanın davranışlarına yansıması gereken bir sorumluluk bilinci oluşturmalıdır. Çünkü Kur’an’ın ortaya koyduğu din anlayışında insan yalnızca kendisinden sorumlu bir varlık değildir; aynı zamanda adaletten, emanetten, yoksuldan, yetimden, ölçü ve tartıdan, insanların haklarından ve toplumda meydana gelen zulümden de sorumludur.

10 Ağustos 2026

MÜMİN OLMAYAN CENNETE GİREBİLİR Mİ? – Özet

Kur’an’a baktığımızda cennet ile iman arasında doğrudan bir bağ olduğunu görürüz. Allah, cenneti iman eden ve salih amel işleyenler için vaat eder.
“İman eden ve salih amel işleyenler ise cennet halkıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.” (Bakara, 2/82)
Bu nedenle Kur’an’ın ortaya koyduğu ölçüye göre mümin olmayan bir kimsenin cennete gireceğini söylemek mümkün değildir. Ancak burada “mümin” kavramını doğru anlamak gerekir. Mümin olmak yalnızca “Allah vardır” demek değildir. Allah’a iman etmek, O’na ortak koşmamak, O’nun ayetlerine ve vahyine güvenmek, Ahiret Günü’ne inanmak ve bu imanı salih amellerle hayatına yansıtmak demektir.

10 Ağustos 2026

MÜMİN OLMAYAN CENNETE GİREBİLİR Mİ?

Cennete kimler girecek? Daha doğrusu, Allah katında cennete girmeye layık olan insanın temel özelliği nedir? Bu soruya cevap verirken insanların kendilerine taktıkları dinî isimlerden mi hareket edeceğiz, yoksa Rabb’imizin Kur’an’da ortaya koyduğu ölçüye mi bakacağız?

Bence önce şu noktayı netleştirmemiz gerekiyor: Kur’an cenneti herhangi bir dinî etiketin karşılığı olarak göstermiyor. Yani “Ben Yahudiyim”, “Ben Hristiyanım”, “Ben Müslümanım” demek, tek başına insanın cennete gireceğini gösteren bir belge değildir. Çünkü Allah insanların isimlerine ve iddialarına değil, imanlarına ve amellerine bakmaktadır. Kur’an’ın ortaya koyduğu ölçü çok daha açık ve anlaşılırdır.
“İman eden ve salih amel işleyenler ise cennet halkıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.” (Bakara, 2/82)

10 Ağustos 2026

ZAMLARI, DEPREMİ, YOKSULLUĞU ALLAH MI GETİRİYOR? – Özet

Her olumsuz olay karşısında “Bunu Allah yaptı” demek, ilk bakışta teslimiyet gibi görünse de insanın kendi sorumluluğunu ortadan kaldırabilir. Zamları insanlar yapar, ekonomiyi insanlar yönetir, yoksulluğu adaletsiz paylaşım ve yanlış uygulamalar büyütebilir. Bu sonuçları doğrudan Allah’a yüklemek, insanın yaptığı yanlışları görmezden gelmek olur. Kur’an da insanın başına gelen birçok sıkıntıda kendi yaptıklarının etkili olduğunu bildirir: “Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınız sebebiyledir.” (Şûrâ, 42/30)

10 Ağustos 2026

ZAMLARI, DEPREMİ, YOKSULLUĞU ALLAH MI GETİRİYOR?

İnsanların başına gelen her olumsuz olay karşısında hemen, “Bunu Allah yaptı” demek alışkanlık hâline gelmiş durumda. Zamlar geliyor, “Allah’ın takdiri” deniliyor. Deprem oluyor, “Allah verdi” deniliyor. Sel basıyor, insanlar ölüyor, “Allah’ın gazabı” deniliyor. Yoksulluk artıyor, insanlar geçinemiyor, “Allah böyle takdir etmiş” deniliyor. Peki, gerçekten Kur’an bize her olumsuzluğu bu şekilde doğrudan Allah’a bağlamayı mı öğretiyor? Yoksa insanın yaptığı yanlışları, kurduğu düzeni ve kendi sorumluluğunu göz ardı ederek suçu Allah’a mı yüklüyoruz?

9 Ağustos 2026

KUR’AN’DA YOK AMA HAYATTA VAR: BİR MÜSLÜMAN’IN NEDEN BU KADAR ÇOK HURAFESİ VAR?

Bugün çevremize baktığımızda din adına konuşulan, yapılan ve inanılan o kadar çok şey görüyoruz ki insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bunların ne kadarı gerçekten Kur’an’da var? Sokakta, evde, camide, sohbetlerde, televizyonlarda ve sosyal medyada din adına anlatılan birçok uygulama var. Bir gecenin diğer gecelerden daha kutsal olduğu söyleniyor, bazı günlere ve aylara Kur’an’da olmayan özel anlamlar yükleniyor, birtakım nesnelerin uğur getirdiğine inanılıyor, belli duaların belirli sayılarda okunmasıyla kesin sonuç alınacağı söyleniyor. Birileri insanlara, “Bunu şu kadar defa yaparsan dileğin kabul olur, şu duayı bu kadar kez okursan işin düzelir, şu geceyi ihya edersen bütün günahların bağışlanır” diye formüller sunuyor. İnsan bütün bunları duyunca doğal olarak şunu merak ediyor: Kur’an ortada dururken, Allah’ın kitabında bulunmayan bu kadar çok dini uygulama nereden çıktı?