14 Eylül 2025

Dini Parçalayan Mezhepler mi, Allah’ın Bütünleştiren Kitabı mı?

ile aydinorhon

Kardeşim, camilerde çok nadir duyarsın bu soruyu: Mezhepler Kur’an’a göre caiz midir? Sanki İslam, Hanefî’siz, Şafiî’siz, Caferî’siz olmazmış gibi bir anlayış yerleşmiş. Oysa dönüp Kur’an’a baktığında, Allah’ın dini nasıl birleştirdiğini, insanların ise nasıl böldüğünü çok net görürsün.

Önce Kur’an’dan çok kesin bir uyarıyı hatırlayalım:
“Dinlerini parça parça edenler, fırka fırka olanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur.” (En’am 159)
Bu ayette Allah, resulüne açıkça diyor ki: “Ey Muhammed! Dini bölenlerle senin bir bağın yok.” Yani bu sadece bir uyarı değil, aynı zamanda bir dışlama. Demek ki dini bölen kişi, Allah’ın diniyle bağını koparmış oluyor.

Peki bu bölünme nasıl başladı?
İlk zamanlarda İslam, tamamen Kur’an merkezli bir dindi. Fakat zamanla siyasi çekişmeler, iktidar mücadeleleri, coğrafi farklılıklar ve yorum ayrılıkları ortaya çıktı. İnsanlar kendi görüşlerini “din” gibi görmeye başladı. Sonra da bu görüşler, mezhep adı altında sistemleştirildi. Ama kardeşim şunu unutma: Görüş, din değildir. Din, Allah’ın indirdiğidir. Görüşler beşerîdir, hata barındırır. Biz ne yaptık? Bu görüşleri dinleştirip Allah’ın kelamıyla eşitledik. Böylece insanlar Allah’a değil, mezhebine bağlandı.

Oysa Kur’an çok açık bir emir veriyor:
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın, bölünmeyin!” (Al-i İmran 103)
Bu ayet sadece bir tavsiye değil, kesin bir emir: “Bölünmeyin!” Yani fırkalaşmak sadece yanlış bir tercih değil, Allah’ın emrine karşı gelmek demektir.

Peki mezhepler ne yaptı?
Aynı ayeti farklı farklı yorumlayıp insanları birbirine düşürdü. Mesela biri “abdest şu durumda bozulur” dedi, öbürü “bozulmaz” dedi. Biri “domuz derisiyle taharet olur” dedi, diğeri “olmaz, haramdır” dedi. Kimisi “kadın sesi avrettir” dedi, kimisi “değildir” dedi. Halbuki Allah, bu detayların hiçbirini dinin esası yapmadı. Bunlar insanların tartışmaları, ama dinin özü değil.

Kur’an mezhepçilik hakkında başka ne söylüyor?
“Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık ve ayrımcılık yüzünden bölündüler…” (Şûrâ 14)
Demek ki bölünmenin kaynağı aslında bilgisizlik değil; kibir, rekabet ve çıkarcılık. Yani insanlar Kur’an’ı anlamıyordu değil, anlamak istemiyordu. Çünkü kendi yollarını dayatmak daha işlerine geliyordu. Bugün de durum farklı değil. Çoğu kişi Kur’an’ın ne dediğini yanlış anlayacak kadar saf değil; ama kendi mezhebini sorgulamayacak kadar körü körüne bağlı.

Şunu da unutma kardeşim: Mezhep demek, Allah’ın indirdiği dini değil, insanların şekillendirdiği anlayışı takip etmek demektir. Bu da kişiyi farkında olmadan Allah’tan uzaklaştırır. Kur’an diyor ki:
“Yüzünü dosdoğru dine çevir. Allah’ın fıtratına uygun dine… Allah’ın yaratışında bir değişiklik yoktur. İşte doğru din budur. Ama insanların çoğu bilmez.” (Rum 30)
Yani Allah’ın dini, fıtratla uyumlu, sade ve tektir. Bölünmeye değil, birliğe çağırır.

Sonuç ne kardeşim?
Allah’ın dini, Kur’an’dır. Kur’an bize birliği emreder. İnsanlar ise mezheplerle bölünmüştür. Kur’an çok net söylüyor: Bölünenlerle hiçbir bağın olmasın. O halde bize düşen tek şey, Kur’an’a dönmek, Allah’ın ipine sarılmak ve insanlar arasında değil, Allah’ın kelamında birleşmektir. Çünkü din sadece O’nundur.

Selam ve dua ile…
aydinorhon.com