Kur’an Yorumlarında Çelişkisiz Yol Arayışı
Kardeşim, benim Kur’an’a yaptığım yorumlar sana ilginç gelebilir. Çünkü genellikle alışageldiğimiz bakış açılarıyla değil, doğrudan ayetlerin bütünlüğüyle hareket ediyorum. Ama iddia ediyorum: ortaya koyduğum yorumlarda bir tek çelişki bulamazsın. Çünkü biliyorum ki Kur’an Allah’ın sözüdür ve Allah’ın sözünde çelişki olmaz. Eğer bir yerde çelişki görüyorsak ya yanlış anlamışızdır ya da ayetleri bağlamından koparmışızdır.
Mesela darb-ı meselleri ele alalım. Kur’an’da anlatılan pek çok temsil, insanlar tarafından “mucize” gibi okunuyor. Oysa dikkat etmezsek Ankebut Suresi’ndeki şu ayetlerle çelişkiye düşeriz: “Dediler ki: ‘Ona Rabbinden mucizeler indirilmeli değil miydi?’ De ki: ‘Mucizeler ancak Allah katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.’ Kendilerine okunan bu kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” (Ankebut 50-51). Buradan açıkça anlıyoruz ki mucize beklentisi insanların talepleridir; Allah ise kitabın kendisini en büyük mucize olarak sunuyor. Eğer Kur’an’daki temsilleri ve mecazları “olağanüstü mucize” gibi yorumlarsak, Allah’ın bu ayetlerde verdiği mesajla ters düşmüş oluruz.
Peki insanlar ne yapıyor? Mucize kelimesini kullanmıyorlar ama aynı mantığı “keramet” diye uydurarak sürdürüyorlar. Yani “bizim şeyhimiz uçtu, suyun üzerinde yürüdü” diyerek, olmayanı olmuş gibi anlatıyorlar. Oysa Kur’an’a göre bunların hiçbiri yok. Mucize de keramet de Allah katındadır, insanlar üzerinden ortaya çıkan bu tür iddiaların hiçbir temeli yoktur.
Bir de helak konusuna bakalım. Çoğu insan, Kur’an’da geçen helak kıssalarını dünyada işlenmiş suçların karşılığı olan cezalar gibi anlıyor. Yani Allah’ın, günahkâr kavimleri hemen dünyada cezalandırdığını düşünüyorlar. Ama Fatır Suresi 45. ayet çok net: “Eğer Allah, insanları işledikleri günahlar yüzünden hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları adı konulmuş bir süreye kadar erteler…” Yani Allah kullarına imtihan süresi bitene kadar dokunmuyor. İsterse elbette yapar, ama sünnetullahına ters düşmüş olur ki Allah’ın yasalarında değişiklik olmaz. O yüzden helak meselesini de doğru bağlamda anlamak zorundayız.
Benim yorumlarımda esas aldığım nokta bu: Allah’ın kitabını okurken çelişkiye düşmemek. Çünkü biliyoruz ki Allah “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Eğer Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok çelişki bulurlardı” (Nisa 82) buyuruyor. İşte ben bu ayete dayanarak Kur’an’daki anlatımları tekrar tekrar düşünüyorum. Eğer meal üzerinden okuduğumda çelişki görmüyorsam doğru yolda olduğuma inanıyorum. Ama eğer çelişkiler çıkıyorsa, orada yanlış anlama vardır.
Son günlerde darb-ı meseller üzerine biraz yoğunlaştım. Çoğu zaman mecazı gerçekmiş gibi okuyorlar, bu da yanlış sonuçlara götürüyor. Oysa biliyoruz ki Kur’an’daki temsil ve mecazlar boşuna değil; onların altındaki asıl mesajı Kur’an bütünlüğü içinde bulup çıkarmamız gerekiyor. Bir ayeti diğer ayetlerle birlikte ele almazsak, kolayca yanılabiliriz.
İşte benim yolum budur: Kur’an’ı çelişkisiz okumak, mecazları Kur’an’ın kendisiyle çözmek ve hiçbir dış kaynağa ihtiyaç duymadan Allah’ın indirdiği kitabın ışığında yürümek. Çünkü bu yol, bizi hem hurafelerden hem de çelişkilerden uzak tutar.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com