Gideceği Yolu Herkes Kendisi Seçer
Hayat, baştan sona bir tercih meselesidir kardeşim. Sabah uyanırken bile seçim yaparsın; ne giyeceğine, ne yiyeceğine, kiminle konuşacağına karar verirsin. Fakat bazı seçimler vardır ki, onlar sadece günü değil, tüm hayatını ve hatta sonsuz geleceğini belirler. İşte Kur’an tam da bu noktada bize yön verir, “bak önünde yollar var, ama doğru olanı senin bulman gerekir” der.
Nahl Suresi 9. ayette şöyle buyurulmaktadır:
“O, doğru yola ileten ve doğru yolda gidenleri de bilendir.”
Bu ayet, hem Allah’ın rehberliğini hem de insanın özgür iradesini aynı cümlede anlatır. Yani yol gösterilmiştir ama yürümek senin elindedir. Allah kimseyi zorla doğru yola sokmaz, çünkü imtihanın anlamı kalmazdı. İnsana akıl verilmiş, irade verilmiş, doğruyla yanlışı ayırt edebilme yeteneği verilmiştir. Artık bu yolda yürüyüp yürümemek tamamen kişiye kalmıştır.
Düşünsene kardeşim, birine “şu yol seni hedefe götürür” deniliyor ama o kişi başka bir yoldan gitmeyi seçiyor. Sonra kaybolduğunda suç kimin? Elbette o yolcunun. Allah da bize yolları göstermiştir; kimine göre bu sadece bir kitap, ama aslında o kitap bir “rehberdir”. Kur’an, insana yönünü gösteren en sağlam pusuladır. Fakat pusulaya bakmayan, yanlış yöne gidince şikâyet edemez.
Kehf Suresi 29. ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
“De ki: Hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.”
İşte bu ayet, insanın özgür iradesine verilen değeri en açık biçimde ortaya koyar. Allah kimseyi zorla cennete götürmez, kimseyi de cehenneme atmaz. Herkes kendi yolunu, kendi kararıyla çizer. Bu özgürlük, aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Çünkü her tercih, mutlaka bir karşılık doğurur.
Kur’an bize bu özgürlüğü verirken aynı zamanda bir yükümlülük de hatırlatır: “Kim doğru yolu seçerse kendi lehine, kim saparsa kendi aleyhinedir.” (İsra 17:15) Yani bugün hangi yolda yürüdüğün, yarın nereye varacağını belirler. Bu, Allah’ın adaletinin en sade ifadesidir. İnsan neyi seçerse, onun sonucunu yaşar. Bu yüzden hidayet, sadece Allah’ın lütfu değil, aynı zamanda insanın içten yönelişinin bir karşılığıdır.
İnsan çoğu zaman başına gelenleri “kaderim buymuş” diyerek kabullenir ama Kur’an, bu anlayışı tersine çevirir. Çünkü Allah hiçbir toplumu, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez. (Ra’d 13:11) Yani kader dediğimiz şey aslında, tercihlerin toplamıdır. Eğer doğru yolu seçersen, Allah seni o yolda güçlendirir. Ama bile bile yanlışı tercih edersen, o zaman kaderin değil, kararın seni oraya götürür. Bu yüzden Kur’an, hem bir uyarı hem de bir umut kitabıdır.
Kardeşim, bazen insanlar yanlış yola girdiklerinde geri dönmeyi zayıflık sanırlar. Oysa Kur’an tam tersini söyler. Dönmek, pişman olmak, yönünü düzeltmek Allah’ın en sevdiği kulların özelliğidir. Çünkü tevbe, yeniden doğmak gibidir. Allah Tevbe Suresi 118. ayette, samimi bir dönüşü kabul ettiğini açıkça bildirir. Yani hangi noktada olursan ol, eğer yönünü O’na çevirirsen, yeni bir başlangıç her zaman mümkündür.
Sonuçta mesele çok net: Gideceği yolu herkes kendisi seçer. Allah kimseyi zorlamaz, ama sonucu da herkesin seçimine göre yaratır. Bu yüzden Kur’an’ın ışığında yapılan her tercih, aslında ebedi bir yolculuğun ilk adımıdır. Yol belli, rehber belli, irade sende… Öyleyse dikkat et kardeşim, çünkü her adımın seni ya nura ya da karanlığa götürür. Seçim senin.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com
Formun Üstü
Formun Altı