ADEM KISSASINA NEREDEN BAKIYORUZ? – Özet
Kur’an’daki Âdem kıssası yalnızca geçmişte yaşamış bir kişinin başından geçen olaylar olarak değil, insanın yaratılışını, bilgi ve bilinç kapasitesini, sorumluluğunu ve imtihanını anlatan derin bir mesaj olarak da okunabilir. Allah’ın Âdem’e “bütün isimleri” öğretmesi, insanın varlıkları tanıma, kavramlaştırma, anlamlandırma ve öğrendikleri üzerinden düşünme yeteneğine dikkat çeker. “Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti.” (Bakara, 2/31) Bu ifade, insanın bilgi edinme ve anlam üretme kapasitesinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Bu kapasite yalnızca bilgi sahibi olmayı değil, bilgiyi doğru kullanma sorumluluğunu da beraberinde getirir. Rahmân sûresinde Allah’ın Kur’an’ı öğrettiği, insanı yarattığı ve ona beyanı öğrettiği bildirilir. “Rahmân, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti.” (Rahmân, 55/1-4) Böylece insanın öğrenme, anlama ve ifade etme yeteneği, yaratılışının temel özelliklerinden biri olarak ortaya çıkar. Ancak bilgi tek başına insanı doğruya ulaştırmaz; bilginin hangi amaçla ve hangi ölçüyle kullanılacağı belirleyicidir.
Âdem kıssasında insanın bilgiyle birlikte sorumluluk taşıdığı görülür. Allah’ın yeryüzünde bir halife yaratacağını bildirmesi de insanın yeryüzündeki varlığının başıboş olmadığını gösterir. “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (Bakara, 2/30) Bu sorumluluk, insanın sahip olduğu bilgi ve yetenekleri adalet, iyilik ve ölçü doğrultusunda kullanmasını gerektirir. Çünkü insanın bilgisi arttıkça sorumluluğu da artar. Kur’an, bilginin olmadığı konuda hüküm vermemeyi açıkça emreder: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme.” (İsrâ, 17/36)
Kur’an’ın Âdem kıssasında öne çıkan başka bir yön de insanın hata karşısındaki durumudur. İnsan yanılabilir; fakat hata, dönüşün ve tövbenin önünü kapatmaz. Âdem’in tövbesinin kabul edilmesi, insanın düşebileceğini fakat Rabb’ine yönelerek yeniden doğru yolu bulabileceğini gösterir. “Sonra Rabb’i onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.” (Tâhâ, 20/122) Bu yönüyle kıssa, insanın yalnızca zaafını değil, yeniden doğrulma imkânını da ortaya koyar.
Sonuçta Âdem kıssasının asıl düşündürücü tarafı, insanın ne kadar bilgi sahibi olduğu değil, sahip olduğu bilgiyi nereye yönelttiğidir. Bilgi insanı hakikate, adalete ve sorumluluğa taşıyabileceği gibi kibir, zulüm ve bozgunculuğa da sürükleyebilir. Kur’an’ın uyarısı bu nedenle açıktır: İnsan, bildiğiyle övünmek yerine sınırlılığını bilmeli, bilgisini vahyin gösterdiği ölçüler içinde değerlendirmelidir. Çünkü insana verilen ilim sınırsız değildir: “Size verilen ilim pek azdır.” (İsrâ, 17/85) Âdem kıssası, insanın bilgiyle yükselme imkânını da, o bilgiyi yanlış kullanarak sapma tehlikesini de birlikte hatırlatır.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah’ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com