26 Eylül 2026

KELİME-İ ŞEHADET Mİ, KELİME-İ TEVHİD Mİ? – Özet

ile aydinorhon

İslam toplumunda “Kelime-i Şehadet”, Müslüman olmanın temel şartlarından biri olarak öğretilmiş ve “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh” şeklindeki kalıp dinin vazgeçilmez bir ifadesi kabul edilmiştir. Hatta bazı rivayetlerde, ölüm anında bu sözü söyleyen kişinin cennete gireceği aktarılmıştır. Ancak konu Kur’an’ın bütünü içinde ele alındığında, bu kalıbın Kur’an tarafından Müslüman olmanın şartı veya ölüm anında kurtuluş sağlayan özel bir formül olarak belirlenmediği görülür.

Kur’an’ın açıkça ortaya koyduğu temel ise tevhiddir. Âl-i İmrân 3/18’de Allah’ın kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik ettiği bildirilir. “Lâ ilâhe illallah” ifadesi de bu temel gerçeği ortaya koyar. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmak elbette Kur’an’ın ortaya koyduğu bir imandır. Ancak bunu, Allah’ın diğer elçilerine iman gerçeğinden koparıp yalnızca Muhammed’in adının yer aldığı özel bir iman formülüne dönüştürmek Kur’an’ın bütün elçilere yönelik iman anlayışını daraltır. Bakara 2/136’da müminlerin bütün elçilere iman ettikleri ve onların hiçbirini birbirinden ayırmadıkları açıkça belirtilir.

Ölüm anında söylenen sözün kurtuluş için yeterli olduğu düşüncesi de Firavun kıssası üzerinden yeniden değerlendirilebilir. Firavun boğulmak üzereyken Allah’a ve İsrailoğullarının inandığı ilaha iman ettiğini, kendisinin de Müslümanlardan olduğunu söyler. Ancak Rabb’imiz ona “Şimdi mi?” diye karşılık verir ve geçmişteki isyanını hatırlatır. Bu olay, ölüm anında söylenen bir sözün kişinin bütün hayatını ve yaptıklarını kendiliğinden ortadan kaldıran bir kurtuluş formülü olmadığını gösterir.

Bütün bunlar, “Kelime-i Şehadet” içinde yer alan ifadelerin yanlış olduğu anlamına gelmez. Allah’ın tek ilah olduğuna ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmak Kur’an’a uygundur. Asıl sorgulanması gereken, Kur’an’ın belirlemediği bir kalıbın Müslüman olmanın zorunlu şartı veya ölüm anında cenneti garanti eden özel bir söz hâline getirilmesidir.

Sonuçta mesele yalnızca bir cümleyi söylemek değil, o cümlenin ifade ettiği gerçeği kabul etmektir. Allah’tan başka ilah yoktur demek, tevhidin temelini kabul etmektir. Bu kabul, sadece dilde tekrarlanan bir söz olarak değil, Allah’ı tek ilah kabul eden bir hayat anlayışı olarak anlam kazandığında gerçek karşılığını bulur.

Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah’ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com