1 Kasım 2026

ALLAH’LA ALDATMAK – Özet

ile aydinorhon

Allah’la aldatmak, Allah’ın adını, dinin kutsallığını ve insanların O’na duyduğu güveni bir çıkar aracına dönüştürmektir. Allah’ın söylemediği sözleri O’na mal etmek, insanların kendi düşüncelerini ilahî hükümler gibi sunmak ve din adına oluşturulan kabulleri Allah’ın emriymiş gibi kabul ettirmek, bu aldatmanın temel biçimleridir.

Kur’an, insanı bu tehlikeye karşı açıkça uyarır. Dünya hayatının insanı aldatabileceğini ve aldatma ustasının Allah hakkında insanı kandırabileceğini bildirir (Fâtır, 35/5). Bu uyarı, yalnızca dünyaya kapılmayı değil, Allah’ın adı kullanılarak hakikatin çarpıtılmasını da sorgulamayı gerektirir.

Allah adına konuşmak, insanın kendi düşüncesini Allah’ın hükmü hâline getirmesine izin vermez. Kur’an, kitapta bulunmayan sözleri Allah’tanmış gibi gösterenleri ve Allah adına helal-haram hükümleri uyduranları eleştirir (Âl-i İmrân, 3/78; Nahl, 16/116). Çünkü bir sözün uzun zamandır söylenmesi, toplum tarafından benimsenmesi veya dinî bir gelenek hâline gelmesi, onun Allah’ın hükmü olduğunu göstermez.

Bu aldatmanın bir başka biçimi, insanları korkutarak kendilerine bağımlı hâle getirmektir. Allah’a ulaşmak için mutlaka belirli kişilere ihtiyaç duyulduğunu, kurtuluşun onların onayına bağlı olduğunu veya dinî otoritelerin sözlerinin sorgulanamayacağını ileri sürmek, insanın Allah karşısındaki kişisel sorumluluğunu gölgeler. Oysa hiç kimse bir başkasının günahını yüklenemez (En’âm, 6/164).

Allah’ın rahmetini yanlış anlatmak da aldatmanın yollarından biridir. Allah’ın bağışlayıcılığını, yanlışlarda ısrar etmenin güvencesi gibi göstermek, rahmetin anlamını çarpıtmaktır. Kur’an insanlara Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelerini bildirirken aynı zamanda O’na yönelmelerini ve indirilen vahye uymalarını ister (Zümer, 39/53-54). Dolayısıyla rahmete güvenmek, sorumluluktan kaçmak değil, hatalardan dönmek için ümit taşımaktır.

Allah’ın dinine insanlar tarafından eklemeler yapılması ve bu eklemelerin ilahî hükümler gibi sunulması da aynı sorunun parçasıdır. Allah’ın izin vermediği şeyleri dinin hükmü hâline getirmek, insanın kendi düşüncesini Allah’ın hükmünün önüne geçirmesidir (Şûrâ, 42/21). Dinî önderlerin sözlerini Allah’ın hükümleri yerine koymak da bu tehlikeyi büyütür (Tevbe, 9/31).

Ancak Allah’la aldatılma yalnızca başkalarının insanları kandırmasıyla sınırlı değildir. İnsan, kendi yanlışlarını haklı göstermek, çıkarlarını korumak veya sorumluluktan kaçmak için de Allah’ın adını kullanabilir. Kendisini temize çıkarmaya çalışabilir ve kendi arzusunu Allah’ın rızası gibi gösterebilir. Kur’an, insanın kendisini temize çıkarmamasını öğütler (Necm, 53/32).

Bu nedenle din adına söylenen her sözün kaynağı araştırılmalı, her iddia Kur’an’ın ölçüsünde değerlendirilmelidir. Bir düşüncenin çok kişi tarafından kabul edilmesi, onu hakikat yapmaz (En’âm, 6/116). İnsan, bilmediği şeyin peşinden gitmemeli ve inancını sorgulamadan başkalarına teslim etmemelidir (İsrâ, 17/36).

Sonuç olarak Allah’a inanmak, Allah adına konuşan herkese inanmak değildir. Allah’a teslim olmak, insanların Allah adına oluşturduğu hükümlere teslim olmak da değildir. Allah’ın adını kullanmak hiç kimseye O’nun adına konuşma yetkisi vermez. Gerçek bağlılık, insanların din adına söylediklerine değil, Allah’ın vahiy yoluyla bildirdiği hakikate

Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah’ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com