AYET NEDİR? – Özet
“Ayet nedir?” diye sorulduğunda genellikle “Kur’an’daki cümlelerdir” cevabı verilir. Bu cevap yanlış değildir ancak eksiktir. Çünkü Kur’an’da ayet kelimesi yalnızca vahiy cümleleri için kullanılmaz. Ayet; Allah’ın varlığına, kudretine, bilgisine ve yaratmasına işaret eden delil, işaret ve gösterge anlamında çok daha geniş bir kullanım alanına sahiptir.
Kur’an, göklerin ve yerin yaratılışını, gece ile gündüzün değişimini, yağmuru, rüzgârları, canlıları ve insanın kendi yaratılışını Allah’ın ayetleri olarak gösterir. Bu nedenle insan Allah’ın ayetleriyle sadece mushafı açtığında karşılaşmaz. Başını kaldırıp gökyüzüne baktığında, yeryüzündeki düzene şahit olduğunda ve kendi yaratılışı üzerinde düşündüğünde de Allah’ın ayetlerini görmektedir.
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır.”
(Âl-i İmrân, 3/190)
Kur’an ayrıca insanın kendi varlığında ve yeryüzünde de ayetler bulunduğunu bildirir. Ancak ayetlerin varlığı tek başına yeterli değildir. İnsan gördüğü işaretler üzerinde düşünmeli, aklını kullanmalı ve bu delillerin kendisini hangi hakikate götürdüğünü anlamaya çalışmalıdır.
“Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır. Kendi nefislerinizde de. Görmüyor musunuz?”
(Zâriyât, 51/20-21)
Ayet kavramı geçmişte yaşanan ibret verici olayları ve Nebilere verilen olağanüstü işaretleri de kapsar. Firavun’un bedeninin kendisinden sonra gelecek insanlar için bir ayet olması buna açık bir örnektir. Demek ki ayet bazen bir vahiy cümlesi, bazen yaratılıştaki bir delil, bazen tarihî bir olay, bazen de Allah’ın kudretini gösteren olağanüstü bir işaret olabilir.
Bu geniş anlam dikkate alınmadan ayet kelimesini sadece “Kur’an’daki cümle” şeklinde anlamak, Kur’an’ın kavrama yüklediği anlamı daraltmaktadır. Özellikle Bakara 106. ayetin yorumunda bu konu önem kazanmaktadır. Ayetin aslında “hüküm” kelimesi bulunmadığı halde bazı çevirilerde “bir ayetin hükmü” şeklinde ilaveler yapılmakta ve böylece okuyucunun zihninde ayetlerin hükümlerinin kaldırıldığı düşüncesi oluşturulmaktadır. Oysa önce ayetin ne anlama geldiği, Kur’an’ın ayet kelimesini hangi anlamlarda kullandığı dikkate alınmalıdır.
Kur’an’a göre ayet sadece okunacak bir cümle değildir. Ayet, insanı kendisinden daha büyük bir hakikate götüren ilahi işarettir. Kur’an’ın ayetleri vahiy olarak okunur, kâinattaki ayetler ise gözlemlenir ve üzerinde düşünülür. Her ikisinin de işaret ettiği gerçek aynıdır: İnsan başıboş ve sahipsiz değildir; bütün yaratılış Allah’ın varlığına, kudretine ve bilgisine tanıklık etmektedir.
Bu nedenle insan sadece Kur’an’ın satırlarını değil, aynı zamanda çevresindeki yaratılışı ve kendi varlığını da okumalıdır. Çünkü Allah’ın ayetleri hem indirilen kitapta hem de yaratılmış evrende insanın karşısındadır.
“Onlara ayetlerimizi hem ufuklarda hem kendi nefislerinde göstereceğiz ki onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun.”
(Fussilet, 41/53)
Sonuç olarak ayet; sadece Kur’an’ın içindeki bir cümle değil, Allah’a işaret eden her türlü ilahi delildir. Kur’an’ın cümleleri de ayettir, göklerdeki ve yerdeki yaratılış delilleri de ayettir. Önemli olan sadece ayetlerle karşılaşmak değil, onların işaret ettiği hakikati görebilmektir.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com