AYETLERLE OYNAYANLAR VE DİNİ TİYATROYA ÇEVİREN ZİHNİYET
Kur’an’ın mesajı apaçıktır: İnsan, aklını kullanmalı, vicdanını dinlemeli ve vahyin ışığında hayatını şekillendirmelidir. Ancak bazı kimseler, hakikate karşı kulaklarını tıkar, dini asılsız sözlerle doldurur ve Allah’ın kelamını kendi arzu ve beklentilerine göre evirip çevirirler. Bu tutum sadece bireysel bir sapkınlık değil, aynı zamanda toplumun bütününü saptıran organize bir yozlaşmadır. Kur’an bu kimseleri açık şekilde tarif eder ve uyarır.
Dini Eğlenceye Çevirenler
“İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır.
İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner.
Ona, elem dolu bir azabı müjdele.”
(Lokman 6–7)
Bugün olduğu gibi geçmişte de kimi insanlar, Allah’ın vahyini ciddiye almamış, dini içi boş eğlencelik anlatılarla değiştirmiştir. Bu tutum, sadece ayetleri duymamak değil, onları küçümsemek, yerine uydurma hikâyelerle insanları avutmak anlamına gelir. Bu da Kur’an’ın “azap” ile tehdit ettiği ağır bir sapmadır.
Allah’a İftira Atanlar
“Uydurdukları yalanları Allah’a isnat ederek O’na iftirada bulunan veya, O’na ait işaretleri ve O’nun indirmiş olduğu âyetleri yalanlayandan daha zalim kim olabilir?
Şurası bir gerçek ki, zalimler asla felâh bulmaz, muratlarına ermezler.
Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar.
Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helâk ediyorlar.”
(En’am 21, 26)
Bir toplumu saptırmanın en tehlikeli yolu, Allah adına yalanlar uydurmak ve bu yalanları dinmiş gibi sunmaktır. Kur’an bu suçu, en büyük zulüm olarak tanımlar. İnsanlar kendi kafalarından hadisler, hurafeler veya kutsallık atfettikleri yorumlar üretip bunları Allah’a isnat ettiklerinde sadece kendilerini değil, toplumun tamamını helaka sürüklerler.
Kibirle Ayetlere Sırt Dönenler
“Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz.
Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler.
Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.”
(Araf 40)
Ayetlerle yüzleşmek insanın nefsine ağır gelebilir. Ancak kibirle Kur’an’a sırt dönenler, sadece dini değil, aynı zamanda kendi kurtuluşlarını da reddetmiş olurlar. Kur’an’a teslim olmayanın önünde ne sema açılır ne de cennet…
Kur’an’ı Parçalayanlar
“Onlar, Kur’ân’ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldüler.”
(Hicr 91)
Kur’an bir bütündür. Onun bir kısmını kabul edip, bir kısmını reddetmek, dini keyfîleştirmektir. Mezheplerin, tarikatların, geleneksel anlayışların çoğu Kur’an’ın bu bütünlüğünü parçalamış; bazı ayetleri öne çıkarıp diğerlerini yok saymıştır. Oysa Allah’ın kelamı “parça parça inkar”a izin vermez.
Ayetleri Etkisizleştirme Yarışı
“Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; onlar için elem dolu, çok kötü azap vardır.”
(Sebe 5)
Dikkat çekici olan, bazı kimselerin Allah’ın kelamını doğrudan inkâr etmek yerine, onu geçersizleştirmek için çeşitli yollar aramalarıdır. Hadis uydurmak, mezhepsel yorumlarla ayetleri boşa düşürmek, Kur’an dışı din anlayışları üretmek… Bunların tümü Kur’an’a karşı bir “yarış”tır ve sonunda kaybedeni insanın kendisidir.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com