Kategori: Kısa Kısa

7 Eylül 2025

KUR’AN’A SAYGI VE ANLAYIŞ

Şimdi şöyle bir bakalım: Kur’an, gerçekten hayatımızda ne kadar yer ediyor? Bugün birçok insan onu yüksek raflara kaldırıyor, toz kondurmuyor, saygıyla başının üstünde tutuyor ama bir yandan da onun ne dediğine bakmıyor bile. Kimi zaman sadece “sevap kazanmak” için Arapça olarak okuyoruz. Kimi zaman da ölmüşlerimize “gönderi” yapar gibi mezarlıklara hapsediyoruz. Oysa Kur’an, ölüler için değil; diri olan, düşünen, sorumluluk hisseden insanlar için indirilmiş bir kitaptır. Rabbimiz, bu kitabı bize bir öğüt, bir uyarı ve bir müjde olarak göndermiştir. Ama biz onu anlamaya yanaşmadıkça, bu mesajların hiçbiri hayatımıza ulaşamıyor.

5 Eylül 2025

Şeytan Gerçekte Kim? Kur’an’dan Benim Anladığıma Göre İçimizdeki Ses

Kur’an’da “şeytan” ve “iblis” kavramları genelde dışarıda, görünmeyen bir varlık gibi düşünülür. Oysa ayetlere dikkatle bakınca bunun aslında insanın iç dünyasındaki sapma hali, yani nefsin kötü istekleri ve yanlış eğilimleri olduğu ortaya çıkıyor. Yani “şeytan” dediğimiz şey, insandan ayrı bir güç değil; insanın içinde filizlenen kötülük, kibir ve azgınlık hali. Kur’an’ın bu yaklaşımı bize çok önemli bir şey hatırlatıyor: sorumluluk bizim elimizde. Doğru yolu seçmek de sapmak da bizim irademizle oluyor.

3 Eylül 2025

Gerçek Kandil: Kur’an’ın Işığıdır

Bugün toplumumuzda yaygın olarak kutlanan günlerden biri de “Mevlid Kandili”dir. Çoğu insan bunu dini bir gereklilik gibi görür, hatta kutlamanın imanın bir parçası olduğuna inanır. Oysa Kur’an’a baktığımızda, Allah’ın kitabında böyle bir günün ne emredildiğini ne de tavsiye edildiğini görürüz.

3 Eylül 2025

Yunus’un Balığı Neydi? Nimette Boğulmak mı, Hakkı Unutmak mı?

Kur’an’daki Yunus darbımesel genellikle fiziksel bir mucize gibi okunur: denize atılması, balık tarafından yutulması ve sahile bırakılması… Oysa Kur’an, bu olayı sembolik ve derin bir uyarı olarak sunar. Yunus’un yaşadığı karanlık; balığın karnı değil, insanın içsel yönsüzlüğü, gafleti ve manevî boşluğudur.

2 Eylül 2025

Yaratılanı Görüp Yaratanı Hatırlamak

Az önce bir nar yedim. Elime aldığımda önce kabuğunu seyrettim, öylesine yüzeysel bir bakışla… Ama dikkat edince renklerin ahengi beni kendine çekti. Kırmızı, sarı ve turuncunun birleşiminden oluşmuş, adeta bir tablo gibiydi. Üstündeki küçük dümbül de narın güzelliğine ayrı bir zarafet katıyordu. Bıçakla üst kapağını hafifçe kaldırdığımda karşımda duran manzara tam da deyimlerde geçtiği gibi “nar gibi kıpkırmızı” idi. İçerisi öyle mükemmel işlenmişti ki, en ufak bir boşluk bile yoktu. Şeffaf kırmızının o göz alıcı tonu insanı hayran bırakıyor.