Kardeşim, “zikir” denince aklına ne geliyor? Çoğumuzun zihninde ya belli kalıplar var ya da gözümüzün önünde garip manzaralar canlanıyor. Kimileri salya sümük yerlere yatıp yuvarlanıyor, kimileri bağırıp çağırıyor, kimileri de hoplayıp zıplayarak kendince ibadet ettiğini sanıyor. Oysa Allah’ın kitabında bahsedilen zikir, bu görüntülerden çok daha derin, çok daha anlamlı bir şeydir.
Kur’an’da zikir, Allah’ı anmak ve O’na yönelmek anlamına geliyor. Ama bu sadece dilde tekrarlanan sözlerden ibaret değil. Asıl zikir, Kur’an’ı anlayarak okumak, onun öğretilerini hayatına taşımak ve yaşamakla gerçekleşiyor. Zikir Kur’an’dır. Yani kalbin ve aklın Allah’a yönelmesiyle. Göbek atmak, bağırmak ya da ortada figürler yapmak, Kur’an’ın tarif ettiği ibadetle örtüşmüyor. Gerçek ibadet, Allah’ın kelamını kavramak ve onu hayatımıza geçirmekten geçiyor.
Bazı insanlar dini eğlenceye çeviriyor. Bu noktada Kur’an bizi uyarıyor. Mesela En’am Suresi 70. ayette Allah, dinlerini oyun ve eğlence edinenlerden uzak durmamızı istiyor:
“Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kişileri terk et! (Yine de) kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin (mahşerde) alıkonmaması için onunla (Kur’an’la) gerçeği hatırlat! O (inkârcı her nefis) için Allah’tan başka hiçbir dost ve şefaatçı yoktur. (Her nefis), bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez…” (En’am 6:70)
Bu ayet bize çok net bir şey söylüyor: Din, bir oyun ya da eğlence aracı değildir. İnsanlar dünya hayatıyla oyalanıp dinin özünden uzaklaştıklarında, kazandıkları günahlar onları felakete sürükleyecek. Dost ya da şefaatçi diye bel bağladıkları da onlara hiçbir fayda sağlamayacak. Yani dinin ciddiyetini kavramak ve hayatı Kur’an’ın temeli üzerine kurmak gerekiyor.
Bir başka ayet de A’raf Suresi’nde geliyor:
“Ateş halkı cennet halkına ‘Su veya Allah’ın size verdiği rızıklardan biraz da bize dökün!’ diye seslenince, (cennetlikler) ‘Allah onları dinlerini bir eğlence ve oyun edinen, dünya hayatı da kendilerini aldatan kâfirlere haram kılmıştır.’ diyecekler. Onlar bu günün karşılaşmasını nasıl unutmuş ve ayetlerimizi nasıl inkâr etmişlerse işte biz de bugün onları unutmaktayız.” (A’raf 7:51)
Burada da aynı uyarıyı görüyoruz. Dinlerini eğlenceye çevirenler, ahirette pişmanlık içinde kalacaklar. Dünya hayatında Kur’an’ın hatırlatmalarını hafife alanlar, orada da unutulacak. Yani Allah bu kişilere önem vermeyecek, çünkü onlar kendileri gerçeği unuttu.
Kardeşim, sonuç ortada: Zikir Kur’an’dır. Din, hayatın merkezinde olmalı. Eğlenceye, oyuna, gösterişe indirgenen bir din anlayışı, insanı ancak felakete götürür. Gerçek kurtuluş, Kur’an’ı rehber edinip onu bir yaşam tarzı haline getirmekle mümkün.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com