6 Nisan 2025

DİNİMİZ: ÖTENAZİ VE KÜRTAJ – ÖZET

ile aydinorhon

İnsan, hayatını kendi iradesiyle yaratmadığı gibi ölüm üzerinde de mutlak bir yetkiye sahip değildir. Kur’an’ın ortaya koyduğu anlayışa göre hayat, Rabb’imizin verdiği bir emanettir. Bu nedenle insanın “Bu benim hayatım, istediğim zaman sona erdiririm” düşüncesi, Kur’an’ın hayat anlayışıyla bağdaşmaz. İnsan hayatın sahibi değil, kendisine verilen ömrün emanetçisidir.

Ötenazi meselesinde de temel soru budur. Ağır hastalık, büyük acılar veya tedavi imkânlarının tükenmiş olması, insan hayatını değersiz hâle getirmez. Acıyı azaltmak ile hayatı sona erdirmek birbirinden farklıdır. Bir hastanın ağrılarını dindirmek, ona bakım yapmak ve insan onuruna uygun şekilde yanında olmak merhamettir; fakat acıyı ortadan kaldırmak için insanın hayatına son vermek çözüm değildir. İnsanların hastalığına, yaşına veya topluma yük olup olmadığına göre hayatlarının değerini ölçmeye başlaması, insanlık açısından son derece tehlikeli bir anlayışın kapısını açar.

Kur’an, insan hayatının korunmasına büyük önem verir. Mâide Suresi’nde bir cana haksız yere kıymanın bütün insanlığı öldürmek gibi, bir hayatı kurtarmanın ise bütün insanlığı kurtarmak gibi olduğu bildirilir. Bu nedenle insanın görevi hayatı sona erdirmenin yollarını aramak değil, mümkün olduğu kadar hayatı korumak ve yaşatmaktır.

Kürtaj konusunda da mesele yalnızca “Benim bedenim, benim kararım” şeklinde değerlendirilemez. Çünkü anne rahminde gelişen canlı, Kur’an’ın anlattığı yaratılış sürecinin içindedir. İnsan, anne rahmindeki aşamalardan geçerek Rabb’imizin yaratmasıyla oluşmaktadır. Bu nedenle gelişmekte olan hayat hakkında verilecek kararın da büyük bir sorumluluğu vardır.

Kur’an özellikle ekonomik korkular sebebiyle çocukların öldürülmesini şiddetle reddeder. İnsan geleceğin endişesiyle, “Bu çocuğa nasıl bakacağım?” veya “Ekonomik durumum yeterli değil” düşüncesiyle bir hayat hakkında geri dönüşü olmayan kararlar vermemelidir. Rabb’imiz, rızkın yalnızca insanın hesaplarıyla sınırlı olmadığını hatırlatmaktadır.

“Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de Biz rızıklandırırız. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir günahtır.”
(İsrâ, 17/31)

Ötenazi ve kürtaj birbirinden farklı konular olmakla birlikte, ikisinin merkezinde insan hayatı üzerinde karar verme meselesi bulunmaktadır. Kur’an’ın temel ölçüsü ise hayatın korunmasıdır. İnsan hayatı; sağlık, yaş, ekonomik durum, istenip istenmemesi veya başkalarına yük olup olmaması üzerinden değerlendirilemez.

Ancak gerçek bir zorunluluk hâli ile keyfî tercih de birbirinden ayrılmalıdır. Özellikle annenin hayatının ciddi biçimde tehlikeye girdiği durumlar, sıradan bir tercih olarak görülemez. Hayatı koruma ilkesi, karşı karşıya kalınan ağır ve zorunlu şartların da dikkatle değerlendirilmesini gerektirir.

Sonuç olarak insan, hayatın mutlak sahibi değildir. Kendi hayatı da başkasının hayatı da Rabb’imizin verdiği bir emanettir. Acı çeken hastayı öldürmek yerine acısını azaltmak, çaresiz bir anneyi yalnız bırakmak yerine desteklemek, yoksulluk sebebiyle hayatı sona erdirmek yerine yoksulluğa çözüm aramak gerekir. Kur’an’ın insana öğrettiği temel anlayış, hayatı değersizleştirmek değil, onu korumak ve yaşatmaktır.

“Kim bir canı yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur.”
(Mâide, 5/32)

İnsan hayatın sahibi değil, emanetçisidir. Emanetçiye düşen ise hayatı keyfî biçimde sona erdirmek değil, gücü yettiğince korumaktır.

Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah’ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com