DİNİN NEREDEN GELİYOR? – Özet
Allah’ın Kitabı mı, İnsanların Aktardıkları mı?
Din Allah’ındır ve Kur’an bunu açıkça ortaya koyar. Ancak asıl mesele, Allah’ın dininin bize nereden ulaştığıdır. İnsanların doğdukları andan itibaren ailelerinden, çevrelerinden, din görevlilerinden, kitaplardan ve geleneklerden öğrendikleri din anlayışı zamanla onların zihninde “Allah’ın dini” haline gelebilir. Oysa bize öğretilenlerle Allah’ın vahyettiği şeyin aynı olup olmadığını araştırmak zorundayız. Çünkü bir bilginin geçmişten gelmesi, çok kişi tarafından kabul edilmesi veya yüzyıllardır uygulanması, onun Allah tarafından emredildiğini göstermez.
Kur’an, ataların ve toplumun uygulamalarını sorgulamadan kabul etmeyi eleştirir. İnsanlara “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde “Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” demeleri, hakikatin ölçüsünün gelenek değil vahiy olması gerektiğini gösterir. Bu nedenle herkes kendi inancına şu soruyu yöneltmelidir: Ben buna Allah’ın Kitabı böyle söylediği için mi inanıyorum, yoksa bana böyle öğretildiği için mi?
Kur’an kendisini insanlara yol gösteren bir rehber olarak tanımlar ve en doğru yola ilettiğini bildirir. Resulün görevi ise kendisine vahyedileni insanlara ulaştırmaktır. Dolayısıyla dinin kaynağını araştırırken Allah’ın vahyi ile insanların yorumlarını birbirinden ayırmak gerekir. İnsanların Kur’an hakkında yaptıkları yorumlar değerlendirilebilir; fakat hiçbir insanın sözü Allah’ın sözüyle aynı seviyeye getirilemez.
Dinin zaman içinde nasıl değiştirilebileceğini anlamak için insan sözünün nasıl gelenek haline geldiğini de görmek gerekir. Önce bir yorum ortaya çıkabilir, sonra bu yorum nesilden nesile aktarılabilir, zamanla gelenekleşebilir ve sonunda “dinin gereği” olarak kabul edilebilir. Böylece başlangıçta insan sözü olan bir düşünce, yıllar sonra Allah’ın hükmü gibi algılanabilir. Kur’an’ın “Allah’ın izin vermediği şeyi din olarak belirleyen ortaklar”dan söz etmesi, bu konuda ne kadar dikkatli olunması gerektiğini gösterir.
Bu nedenle din konusunda ölçümüz çoğunluk değil, Allah’ın vahyidir. “Herkes böyle inanıyor”, “Büyüklerimiz böyle söylemiş”, “Yüzyıllardır böyle uygulanıyor” gibi ifadeler tek başına dinî delil değildir. Kur’an, hakkında bilgi sahibi olunmayan şeylerin peşine düşülmemesini ve insanların çoğunluğuna uymanın her zaman doğru sonucu vermeyebileceğini bildirir. Öyleyse din adına duyduğumuz her bilgiyi araştırmalı ve temel ölçü olarak Allah’ın Kitabı’na başvurmalıyız.
Sonuç olarak asıl soru yalnızca “Dinin Allah’tan mı geliyor?” değildir. Asıl soru, Allah’ın dinini nerede bulduğumuz ve Allah’ın söylediği ile insanların din adına söylediklerini nasıl birbirinden ayıracağımızdır. Biz, tam da bu sorunun peşinden giderek Allah’ın Kitabı ile insanların aktardıkları arasındaki farkı ortaya koymayı amaçlamaktayız. Çünkü din Allah’ındır ve din konusunda son sözün de Allah’a ait olması gerekir.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah’ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com