6 Aralık 2025

Herkes Akıbetini Görmek İçin Bölükler Halinde Gelecek

ile aydinorhon

İnsanın hayatı aslında bir yolculuktur. Bu yolculukta yaptığımız her şey konuşmalarımız, davranışlarımız, niyetlerimiz bir şekilde bizimle birlikte yürür. Kur’an, bu yolculuğun sonunda herkesin kendi yaptıklarıyla yüzleşeceği büyük bir günü hatırlatır. Nebe Suresi 18. ayette şöyle buyrulur:
“O gün, herkes akıbetini görmek için bölükler halinde gelecektir.”

İnsan dediğin varlık aslında dünyada sadece bir misafir. Bu hayat, başlangıcı ve sonu olan kısa bir yolculuk. Ama bu yolculukta yaptıklarımız, söylediğimiz her söz, attığımız her adım, kimse fark etmese bile kayda geçiyor. Kur’an, bu kaydın sonunda yaşanacak büyük buluşmayı yani “hesap gününü” sık sık hatırlatır. Çünkü o gün, kimse kimseden saklanamayacak, herkes yaptıklarının sonucuyla yüzleşecektir.

Nebe Suresi 18. Ayet, insanın kendi yaptıklarıyla karşılaşacağı günü tasvir ediyor. Düşünsene, koca bir insanlık, yüzyıllar boyunca yaşamış tüm nesiller, aynı sahnede bir araya geliyor. Fakat bu kalabalık, rastgele bir yığın değil. Her grup, kendi inancına, davranışına ve yönelişine göre bir araya getirilecek. Yani adalet tam anlamıyla tecelli edecek. Kimse başkasının hatasından, günahından veya eyleminden sorumlu tutulmayacak. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını görecek.

Bu tablo aslında bize çok derin bir mesaj verir: Dünya hayatı geçici, ama yaptıklarımız kalıcı. Bazen insan öfkeyle, bazen hırsla, bazen de unutkanlıkla yanlış işler yapar. Ancak o gün geldiğinde, ne bahane geçerli olacak ne de unuttum demek işe yarayacak. Çünkü Kur’an başka bir ayette şöyle buyurur:
“O gün, ne bir haksızlık yapılır ne de kimseye eksik verilir.” (Kehf 49)

Zilzal Suresi 6. ayet ise bu hakikati biraz daha somutlaştırır:
“O gün insanlar yaptıklarını görmek için (kabirlerinden) çıkacaklardır.”

Bu ayet, yeniden dirilişin yalnızca bir beden dönüşü değil, bir idrak uyanışı olduğunu gösterir. İnsan o anda, hayatı boyunca unuttuğu her şeyi hatırlayacak. Yaptığı iyilikleri, gizli gizli işlediği günahları, kimse fark etmez sandığı davranışlarını bir bir önünde görecek. Kur’an bu durumu şöyle tamamlar:
“Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür, kim de zerre kadar şer işlemişse onu görür.” (Zilzal 7-8)

Kardeşim, bu ayetler bize sadece “hesab”ı değil, “sorumluluk bilincini” öğretir. Çünkü iman, sadece inanmak değil; inancın gereğini yaşamaktır. Her adımımızın, her tercihimizin bir yankısı olduğunu bilmek, bizi daha dikkatli ve vicdanlı kılar. Bazen biri hakkında söylediğimiz bir söz, bir kalbi kırabilir; bazen küçük bir iyilik, bir hayatı değiştirebilir. Ve unutma, Allah hiçbir şeyi unutmaz.

Bu yüzden dünya hayatı aslında büyük güne hazırlıktır. Her seçimimiz, orada karşımıza çıkacak bir sonuçtur. Bu bilinçle yaşayan insan, başkalarına haksızlık etmez, adaletten sapmaz, iyiliği küçük görmez. Çünkü bilir ki, en küçük bir davranış bile bir gün önüne konacaktır.

Sonuç olarak kardeşim; Nebe Suresi, herkesin akıbetini görmek için bölükler halinde geleceğini; Zilzal Suresi ise insanların yaptıkları amellerle yüzleşeceğini bildiriyor. O gün, kimse başkasının adına konuşamayacak, herkes kendi kitabını okuyacak. Kur’an bu durumu şöyle özetler:
“Kitabını oku! Bugün hesap sorucu olarak sen kendine yetersin.” (İsra 14)

İşte bu ayet, insana en büyük sorumluluğu hatırlatıyor: Kendi hayatının muhasebesini daha dünyadayken yapabilmek. Çünkü hesap gününde, geri dönüş yok. Bu yüzden bugün, nefes alabiliyorken, düşünme ve değiştirme imkânımız varken, doğruya yönelmek en büyük kazançtır.

Kısacası kardeşim, o büyük gün mutlaka gelecek. Herkes, kendi yaptıklarının karşılığını görmek için bölükler halinde huzura çıkacak. Önemli olan o gün geldiğinde başımızı öne eğmemek, “keşke” dememek. Çünkü orada artık sadece gerçek konuşacak.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com