Kardeşim, gel bugün inanç ve ibadet konusunu biraz konuşalım. Çünkü bu iki kavram, insanın Rabb’iyle olan bağının temel taşlarıdır. İnsan neye inanıyorsa, hayatını da o inanç üzerine kurar. Ama mesele sadece “inanıyorum” demekle bitmez; o inancın samimiyetini, davranışlarımız ve tercihlerimiz belirler. İşte burada durup düşünmek gerekiyor: Biz gerçekten Allah’a mı güveniyoruz, yoksa alışkanlıklarımızın mı peşindeyiz?
Bak mesela, birçok insan türbelere gidiyor, mum yakıyor, bez bağlıyor, “şu derdime çare bul” diye yalvarıyor. Bunu yaparken belki kalbinde iyi bir niyet var ama farkında olmadan Allah’a ait olan gücü bir kula atfediyor. Oysa Allah Kur’an’da açıkça “Yalnız bana dua edin, duanıza karşılık vereyim” diyor (Mümin 40/60). Şimdi düşün: Eğer dua yalnız Allah’a yapılacaksa, “yetiş ya filan” demek ne anlama geliyor? Bu söz, insanı farkında olmadan şirke sokuyor. Çünkü şefaat, yardım, kurtuluş yalnızca Allah’a aittir; kimse O’nun izni olmadan kimseye fayda sağlayamaz.
Benzer bir çelişkiyi başka bir alanda da görüyoruz: Kimi insanlar bir yandan inançtan söz ederken diğer yandan şans oyunlarından medet umuyor. “Bir bilete bakar hayat” diyorlar. Oysa Allah’ın çizdiği kader anlayışında, insanın kazancı gayretine bağlıdır. Kaderin arkasına saklanarak tembelliği meşrulaştırmak veya tesadüflere umut bağlamak, inancın özünü zayıflatır. Çünkü gerçek iman, tevekkülün yanında çabayı da içerir.
Bir de ibadet konusuna bakalım… Namaz meselesi özellikle üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Çünkü çoğu zaman şekliyle ilgileniyoruz ama anlamına pek inmiyoruz. Her rekâtta okuduğumuz Fatiha’da “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden yardım dileriz” diyoruz (Fatiha 1/5). Peki gerçekten öyle mi yapıyoruz? Namaz biter bitmez ilk sıkıntıda insanlardan medet umuyorsak, aslında o sözleri dilimizle söylerken kalbimizle yalanlamış olmuyor muyuz? İşte bu yüzden Kur’an, samimiyeti merkeze alır. Allah, sure sure bize gösterir ki, ibadet bir gösteri değil; bir teslimiyet ifadesidir.
Aslında bütün mesele, ibadetlerin bir “görev” olarak değil, bir “yaklaşma” çabası olarak görülmesidir. Allah, bizden şekil değil, içtenlik ister. Zira Kur’an’da defalarca “kalplerin yönelişinden” bahsedilir. Eğer kalp doğru yöne bakmıyorsa, bedenin yaptığı ritüeller sadece hareketten ibaret kalır. Bu yüzden Kur’an’ın çağrısı, her zaman içsel bir sorgulamaya yöneliktir: “Siz gerçekten neye inanıyorsunuz? Ve o inanç sizi nasıl bir insan yapıyor?”
Sonuçta kardeşim, inanç ve ibadet birbirinden kopuk değildir. İman olmadan ibadet, ibadet olmadan iman eksik kalır. Ama asıl olan, bu iki kavramın içini Kur’an’ın çizdiği anlamla doldurabilmektir. Allah’ı sadece dilimizle değil, yaşamımızla da yücelttiğimizde, işte o zaman huzur dediğimiz şey kalbimize yerleşir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com
Yazı gezinmesi
Aydın Orhon, 1953 yılında Çorum'da doğmuştur. 1975 yılından bu yana yaşamını İstanbul'da sürdürmektedir. Hayatının önemli bir bölümünü iş dünyasında geçirmiş, bunun yanında Kur’an üzerine araştırma ve incelemelerini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Orhon, eğitim alanında meslek hayatına devam etmemiştir. Bunun yerine özel sektörde çeşitli görevler üstlenmiş; farklı şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. İş hayatı boyunca edindiği tecrübe ve birikimi, hayatın farklı alanlarında değerlendirme imkânı bulmuştur. Aydın Orhon kendisini bir yazar veya din âliminden çok, Allah’ın kitabını anlamaya ve yaşamaya çalışan bir Kur’an talebesi olarak tanımlamaktadır. Uzun yıllardır Kur’an’ın mesajını, kavramlarını ve insan hayatına yönelik çağrısını araştırmakta; elde ettiği sonuçları yazıları ve kitapları aracılığıyla okuyucularla paylaşmaktadır. Özellikle son yıllarda çalışmalarını yoğunlaştıran Orhon, Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılması gerektiği düşüncesi üzerinde durmaktadır. Ona göre insanların inançlarını, geleneklerini ve din anlayışlarını Allah’ın kitabı ışığında yeniden değerlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla kaleme aldığı eserlerinde okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya ve Kur’an üzerinde doğrudan tefekkür etmeye davet etmektedir. Hakikat Serisi’nin ilk kitabı olan “İnandığın Din Kimin?” yayımlanmıştır. Bu eser, inanç ve din anlayışının kaynağını Kur’an merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. Allah izin verirse, Hakikat Serisi yeni kitaplarla devam edecek; Kur’an’ın mesajını farklı yönleriyle ele alan çalışmalar okuyucuyla buluşmayı sürdürecektir. Aydın Orhon, bugün de çalışmalarına İstanbul’da devam etmekte; araştırma, inceleme ve yazım faaliyetlerini sürdürmektedir.