Kardeşim, bazen “Kur’an yeter” diyenlere hemen şu suçlama yöneltiliyor: “Siz Nebi Muhammed’i devre dışı bırakıyorsunuz!” Oysa mesele tam tersidir. Asıl soru şu olmalı: Kur’an’da Nebi yok mu? Elbette var hem de hayatının her yönüyle! O hâlde “Kur’an yeter” demek, Nebi’yi yok saymak değil; onu Kur’an’dan tanımak, Kur’an’la anlamaktır. Çünkü Resül ile Kur’an birbirini tamamlayan iki aynadır; biri olmadan diğeri tam olarak kavranamaz.
Bizim reddettiğimiz şey, Allah’ın vahiy ile görevlendirdiği Elçi değil kardeşim. Bizim karşı çıktığımız; görevini tamamlamış bir figür gibi kenara itilmiş veya insanüstü vasıflarla donatılıp Allah’a ortak edilme noktasına getirilen uydurma Nebi tasavvurlarıdır. Biz, Kur’an’daki Nebi’ye iman ederiz. Onu ne ilahlaştırırız, ne de sıradanlaştırırız. “Kur’an yeter” derken, onun yalnızca Allah’tan aldığı vahye uyduğunu ve bize de bunu öğütlediğini hatırlatırız.
Nebi’yi tanımak için rivayetlere değil, Allah’ın kendi kelamına yöneliriz. Çünkü Kur’an, Nebi’yi bizzat kendi sözleriyle tanıtır:
• “Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum.” (Sad 86)
• “Ben sadece bana vahyedilene uyarım.” (A’râf 203)
• “Ben sadece uyaran bir elçiyim.” (Enbiya 45)
• “Ben yalnızca Allah’a dua ederim.” (Cin 20)
• “Ben dine hiçbir şey katmam.” (Zümer 14)
• “Hüküm yalnızca Allah’ındır.” (En’am 114)
• “Kur’an’la büyük bir mücadele veririm.” (Furkan 52)
• “Bana değil, Allah’a kul olun.” (Ali İmran 79)
• “Ben yalnızca Allah’a çağırırım.” (Yusuf 108)
İşte kardeşim, Nebi’nin yolu budur. Bizim görevimiz de bu çizgiyi izlemektir. Kur’an’a uyduğu sürece Nebi’ye uyarız; çünkü onun örnekliği, Kur’an’daki duruşudur. Onu Kur’an’dan öğreniriz, Kur’an’la tanırız.
Zamanla ne oldu peki? Nebi’nin kişisel tercihleri örneğin sarık, sakal, cübbe gibi dinin parçası hâline getirildi. Oysa bunlar bireysel tercihlerdir. Kur’an hiçbir kıyafeti, sakalı, yeme biçimini ya da konuşma tarzını “sünnet” olarak tanımlamaz. Gerçek sünnet, vahyin hayata geçirilmiş hâlidir. Kur’an’da karşılığı olmayan hiçbir davranış “sünnet” diye sunulamaz.
Gerçek örneklik, vahye dayalı ahlaktır kardeşim. Nebi’yi örnek almak; onun kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir topluma karşı dik duruşunu örnek almaktır. Kadını bir meta değil, insan olarak gören anlayışını; yetime, yoksula sahip çıkışını; haksızlığa karşı adalet mücadelesini örnek almaktır. Onun sakalıyla değil, Allah’tan başkasına boyun eğmeyen tavrıyla örnek alınır.
Nebi’nin öğrettiği din, sadece Kur’an’dır. O dini rivayetlerden değil, doğrudan Allah’ın vahyinden öğrenmiştir. Onun öğretisinde ne aracı vardır, ne de kendi hükmü. O sadece şunu söyler:
• “Hüküm koyma yetkisi yalnızca Allah’a aittir.”
• “Dinde yenilik yoktur; vahiy ne diyorsa odur.”
• “Kur’an dışında hiçbir kaynak dinin ölçüsü değildir.”
Sonuç olarak kardeşim; “Kur’an yeter” demek, Nebi Muhammed’i yadsımak değil, onu en doğru yerden Kur’an’dan tanımaktır. Onun gerçek rehberliği, rivayetlerin karanlık sayfalarında değil, Allah’ın apaçık ayetlerinde parlıyor. Bizim elçimiz, Kur’an’ın içinde yaşayan elçidir; onun yolu da rehberliği de sadece oradadır.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.;
aydinorhon.com
Yazı gezinmesi
Aydın Orhon, 1953 yılında Çorum'da doğmuştur. 1975 yılından bu yana yaşamını İstanbul'da sürdürmektedir. Hayatının önemli bir bölümünü iş dünyasında geçirmiş, bunun yanında Kur’an üzerine araştırma ve incelemelerini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Orhon, eğitim alanında meslek hayatına devam etmemiştir. Bunun yerine özel sektörde çeşitli görevler üstlenmiş; farklı şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. İş hayatı boyunca edindiği tecrübe ve birikimi, hayatın farklı alanlarında değerlendirme imkânı bulmuştur. Aydın Orhon kendisini bir yazar veya din âliminden çok, Allah’ın kitabını anlamaya ve yaşamaya çalışan bir Kur’an talebesi olarak tanımlamaktadır. Uzun yıllardır Kur’an’ın mesajını, kavramlarını ve insan hayatına yönelik çağrısını araştırmakta; elde ettiği sonuçları yazıları ve kitapları aracılığıyla okuyucularla paylaşmaktadır. Özellikle son yıllarda çalışmalarını yoğunlaştıran Orhon, Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılması gerektiği düşüncesi üzerinde durmaktadır. Ona göre insanların inançlarını, geleneklerini ve din anlayışlarını Allah’ın kitabı ışığında yeniden değerlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla kaleme aldığı eserlerinde okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya ve Kur’an üzerinde doğrudan tefekkür etmeye davet etmektedir. Hakikat Serisi’nin ilk kitabı olan “İnandığın Din Kimin?” yayımlanmıştır. Bu eser, inanç ve din anlayışının kaynağını Kur’an merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. Allah izin verirse, Hakikat Serisi yeni kitaplarla devam edecek; Kur’an’ın mesajını farklı yönleriyle ele alan çalışmalar okuyucuyla buluşmayı sürdürecektir. Aydın Orhon, bugün de çalışmalarına İstanbul’da devam etmekte; araştırma, inceleme ve yazım faaliyetlerini sürdürmektedir.