KUR’AN’A GÖRE İSLAM, MÜSLÜMAN VE MÜMİN: ÜÇ HALKALI BİR YOLCULUK
Dinle ilgili birçok kavram günlük hayatta birbirinin yerine kullanılır. İnsanlar çoğu zaman İslam, Müslüman ve mümin kelimelerinin aynı şeyi anlattığını düşünür. Oysa Kur’an bu kavramları dikkatle incelediğimizde aralarında önemli farklar olduğunu gösterir. Bu farkları görmek sadece kelimelerin anlamını öğrenmek değildir; kişinin kendisini tanımasına, bulunduğu noktayı fark etmesine ve yolunu daha bilinçli çizmesine de yardımcı olur.
Kur’an’ın anlattığı yolculuk dışarıdan içeriye doğru ilerleyen bir yolculuktur. Önce teslimiyet gelir, ardından yöneliş ve bağlılık oluşur, sonra da iman kalpte kökleşerek insanın karakterine dönüşür. Bu yüzden İslam, Müslüman ve mümin kavramları birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan halkalar gibidir.
İslam Nedir?
Kur’an’da İslam, özünde Allah’a teslim olmak anlamına gelir. Bu teslimiyet yalnızca sözle ifade edilen bir kabul değildir. İnsan düşüncesini, bakış açısını ve hayatının yönünü Allah’a çevirmeye başladığında İslam kapısından içeri girmiş olur.
Kur’an’da Nebi İbrahim’in duası bunu açıkça ortaya koyar:
“Rabb’imiz! İkimizi sana teslim olmuş kimseler kıl; soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet çıkar.”
(Bakara, 2/128)
Burada kullanılan teslimiyet, bir etiket taşımaktan çok daha derin bir anlam içerir. Çünkü teslimiyet insanın kendi arzularını mutlak ölçü olmaktan çıkarıp Allah’ın ölçülerini merkeze koymasıdır.
Düşünelim… Bir gemi kaptanı fırtınalı denizde yönünü pusulaya göre belirler. Eğer pusulayı dikkate almazsa istediği kadar iyi niyetli olsun, sonunda yolunu kaybeder. İslam da insanın hayat pusulasını Allah’ın gösterdiği yöne çevirmesidir.
Kur’an’a göre bütün nebiler aynı çağrıyı yapmıştır. Bu nedenle İslam belirli bir döneme veya topluma ait bir din değil, Allah’a teslimiyetin ortak adıdır.
“Allah katında din İslam’dır.”
(Âl-i İmrân, 3/19)
Bu ayet, Allah’ın insanlardan istediği şeyin özünü ortaya koyar: O’na yönelmek ve O’na teslim olmak.
Müslüman Kimdir?
Müslüman, teslimiyet yolunu seçen kişidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Kur’an’da Müslümanlık kalıtsal bir kimlik olarak sunulmaz. İnsan bir aileye doğarak değil, bilinçli bir tercihle Müslüman olur.
Nebi İbrahim bunun en güzel örneğidir:
“İbrahim ne Yahudi idi ne de Hristiyan. Fakat o, hanif bir Müslümandı ve müşriklerden değildi.”
(Âl-i İmrân, 3/67)
Ayet bize önemli bir gerçeği hatırlatır. Allah katında değerli olan şey kişinin hangi topluma ait olduğu değil, hangi yöne yöneldiğidir. Bugün birçok insan kendisini doğduğu çevre üzerinden tanımlar. Fakat Kur’an insanı doğduğu yere değil, yaptığı tercihlere göre değerlendirir.
Bir insanın “Ben Müslüman bir ailede doğdum” demesi ile “Ben Allah’a yönelmeyi seçtim” demesi aynı şey değildir. Birincisi bir bilgi verir; ikincisi ise bilinçli bir tercihi ifade eder. İşte Kur’an’ın anlattığı Müslümanlık budur.
İman Nedir?
Kur’an’ın ortaya koyduğu en önemli ayrımlardan biri İslam ile iman arasındaki farktır. Bir insan teslim olabilir, Allah’a yönelmiş olabilir; fakat iman henüz kalbine yerleşmemiştir.
Hucurât Suresi bu konuda son derece net bir açıklama yapar:
“Bedeviler, ‘İman ettik’ dediler. De ki: Siz iman etmediniz; fakat ‘İslam olduk’ deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmemiştir.”
(Hucurât, 49/14)
Bu ayet birçok kişinin gözden kaçırdığı önemli bir gerçeği ortaya koyar. İslam olmak ile mümin olmak aynı şey değildir. Teslimiyet başlangıçtır. İman ise kalpte yerleşen güven, bağlılık ve sadakattir. İman kelimesinin kökünde güven anlamı vardır. Mümin, Allah’a güvenen, O’nun vaatlerine güvenen ve hayatını bu güven üzerine kuran kişidir. Bu nedenle iman sadece zihinsel bir kabul değildir. İnsan davranışlarıyla da imanını ortaya koyar.
Mümin Kimdir?
Kur’an mümini yalnızca inandığını söyleyen kişi olarak tanımlamaz. Mümin; inancını hayatına taşıyan, davranışlarıyla onu doğrulayan kişidir.
Kur’an şöyle buyurur:
“Müminler ancak Allah’a ve resulüne iman eden, sonra da şüpheye düşmeyen ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda mücadele eden kimselerdir. İşte doğrular bunlardır.”
(Hucurât, 49/15)
Bu ayette müminliğin üç temel özelliği görülür: Birincisi iman. İkincisi tereddütsüz bağlılık. Üçüncüsü ise bu bağlılığın hayata yansıması. Yani müminlik yalnızca kalpte saklanan bir duygu değildir. Hayatın içinde görünür hale gelen bir karakterdir.
Bir insan dürüstlüğü savunuyorsa ama çıkarı tehlikeye girdiğinde yalandan vazgeçemiyorsa, adaleti savunuyorsa ama kendi menfaatine dokunduğunda adaleti unutuyorsa burada iman ile davranış arasında bir kopukluk vardır.
Kur’an’ın anlattığı mümin ise inandığı değerleri zor zamanlarda da koruyan kişidir.
İslam’dan İmana Uzanan Yol
Kur’an’a göre insanın yolculuğu bir anda tamamlanmaz. Önce teslimiyet başlar. Sonra öğrenme ve bilinçlenme süreci gelir. Ardından güven derinleşir. Sonunda iman karaktere dönüşür.
Kur’an müminlerin özelliklerini anlatırken şöyle der:
“Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, onlara O’nun ayetleri okunduğunda imanları artar ve yalnız Rabb’lerine güvenirler.”
(Enfâl, 8/2)
Dikkat edilirse ayet “imanları artar” buyuruyor. Bu da imanın durağan değil, gelişen bir süreç olduğunu gösteriyor. Demek ki müminlik varılan bir nokta değil, sürekli ilerleyen bir yolculuktur.
Kendimizi Nerede Görüyoruz?
Bu kavramların amacı insanları etiketlemek değildir. Kur’an’ın amacı kişiye kendisini tanıtmaktır. Çünkü insan bulunduğu yeri bilmeden gideceği yeri belirleyemez. Belki teslimiyet yoluna yeni girmiştir. Belki yönünü Allah’a çevirmiştir. Belki de imanını güçlendirme aşamasındadır. Önemli olan kendimizi sorgulamak ve yolculuğun devam ettiğini unutmamaktır. Kur’an’ın çizdiği tabloya baktığımızda şu sıralama ortaya çıkar: İslam, Allah’a teslimiyettir. Müslüman, bu teslimiyet yolunu seçen kişidir. Mümin ise teslimiyetini ve yönelişini kalbinde kökleştirip hayatına taşıyan kişidir.
İşte Kur’an’ın anlattığı yolculuk budur. İnsan önce teslim olur, sonra yönelir, ardından güven duyar ve sonunda bu güven bütün hayatını şekillendirir. Allah’ın istediği de yalnızca dilde kalan bir bağlılık değil; kalpte yerleşen, akılda olgunlaşan ve davranışlarda görülen bir imandır.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com