12 Haziran 2026

KUR’AN’A GÖRE KİMLER İÇİN BAĞIŞLANMA İSTENİR, KİMLER İÇİN İSTENMEZ? – Özet

ile aydinorhon


Hayatın en ağır anlarından biri bir insanın ölüm haberini almaktır. Böyle bir durumda dilimizden neredeyse otomatik olarak şu cümle dökülür: “Allah rahmet eylesin.” Bu, aslında güzel bir temennidir. Ama Kur’an’a göre herkes için aynı şekilde söylenebilir mi? İşte burada ölçüyü Allah belirliyor.
Tevbe 80 ve 84. ayetlerde, inkâr ederek ölenler için bağışlanma dilemenin boşuna olduğunu okumuştuk. Yani bir insan ömrü boyunca Allah’ı reddetmiş, resülün getirdiği vahyi inkâr etmişse, o kişi için “Allah affetsin” demek bir sonuç doğurmaz. Allah’ın kesin hükmü vardır: Affedilmeyeceklerdir. Nebi bile onlar için dua etse faydası olmayacaktır.
Bugün cenazelerde bu hassasiyet genelde unutuluyor. İster mümin olsun, ister hayatı boyunca Allah’ı tanımamış biri olsun, herkes için aynı söz söyleniyor: “Allah rahmet eylesin.” Oysa Kur’an’a göre bu söz, yalnızca Allah’a teslim olmuş ve imanla göçmüş insanlar için anlamlıdır. Çünkü Allah, iman eden kullarına merhamet kapısını açık bırakmıştır.
Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var. Başka inançtan bir insan öldüğünde, elbette biz onun geride kalan yakınlarına sabır dileyebiliriz, saygı gösterebiliriz, insani acıyı paylaşabiliriz. Ama Allah’ın affetmeyeceğini bildirdiği bir kimse için “Allah rahmet eylesin” demek, aslında Kur’an’ın çizdiği sınırla çelişir. Bu yüzden Kur’an merkezli bakıldığında, rahmet duası ile başsağlığı dileğini ayırmak gerekir.
Bir de günlük hayatta şöyle şeylerle karşılaşıyoruz: “Şu adam çok iyi insandı, yardımseverdi, mutlaka Allah affeder.” İyilik güzeldir ama Allah’a iman olmadan, şirkten uzak durmadan o iyilikler ahirette kurtuluş garantisi vermez. Nisa 48’de net bir şekilde bildiriliyor: “Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışındaki günahları dilediğine bağışlar.” Demek ki Allah’a iman temel şarttır. İman olmadan yapılan iyilikler bu dünyada elbette karşılık bulur ama ahirette kurtuluş için yeterli değildir.
Öte yandan imanla göçmüş, günahları olan biri için rahatlıkla “Allah affetsin, rahmet eylesin” diyebiliriz. Çünkü Allah onların bağışlanabileceğini bildiriyor. Hatta Kur’an’da müminlerin birbirleri için şöyle dua etmesi öğütleniyor:
“Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla…” (Haşr 59:10)
Yani müminler birbirleri için af dileyebilir, bağışlanma isteyebilir. Bu, iman kardeşliğinin doğal bir gereğidir.
Bütün bunlardan çıkan sonuç şu:
İnkâr üzere ölenler için rahmet ya da bağışlanma dilemek boşunadır.
Müminler için bağışlanma dilemek hem mümkündür hem de teşvik edilmiştir.
Başka inançtan olanların ardından yapılabilecek şey, yakınlarına sabır dilemek ve insani acıyı paylaşmaktır; ama Allah’ın affetmeyeceğini bildirdiği kişiler için “rahmet” duası etmek Kur’an’ın ölçüsüyle uyuşmaz.
Allah’ın hükmünü aşarak, “şunu demek küfürdür” gibi eklemeler yapmak da doğru değildir. Ölçüyü Allah koymuştur, bizim görevimiz O’nun çizdiği sınırları aşmadan hareket etmektir.
Bugün toplumda alışkanlık haline gelmiş birçok söz aslında sorgulanmadan tekrarlanıyor. Ama Kur’an bize bu sorgulamayı yapmayı, her konuda ölçüyü Allah’ın kitabından almayı öğretiyor.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com