Kur’an’ın Anlattığı Din Nerede, Bizim Yaşadığımız Din Nerede?
Kur’an’a göre dinin özü ahlaktır; ibadetler, yalnızca biçimsel ritüeller değil, insanın karakterini ve toplumu doğru yönde şekillendiren araçlardır: “Şüphesiz namaz, kötülükten ve çirkin işlerden alıkoyar.” (Ankebut, 29/45) Din, adalet, doğruluk, hak ve mal güvenliği, liyakat, güzel söz ve merhamet gibi ahlaki ilkeler üzerine kuruludur. Kur’an, adaleti yalnızca mahkeme ve siyasette değil, günlük yaşamda da merkeze koyar: “Adaletli olun; bu, takvaya en yakın olandır.” (Mâide, 5/8) İnsan ilişkilerinde doğruluk ve güveni sağlamak için iftira ve gıybetten kaçınmayı emreder: “Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan nefret ediyorsunuz.” (Hucurât, 49/12) Ayrıca, liyakat ve ehliyet esasını savunur: “Emaneti ehline verin.” (Nisâ, 4/58) Haksız kazanç, rüşvet ve başkasının hakkını almak Kur’an’a göre yasaktır; söz ve merhamet ise toplumsal barışın temeli olarak öne çıkar. Günümüzde toplumda ibadetler biçimsel, adalet ve doğruluk ise çoğu zaman yok sayılıyor; bu da Kur’an’ın çizdiği din ile yaşanan din arasındaki büyük farkı gösteriyor. Sonuç olarak, Kur’an merkezli din anlayışı, ibadetleri ahlaki dönüşümle birleştirir ve birey ile toplumu Allah’ın çizdiği yolda şekillendirir.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com