5 Ekim 2026

NAMUS VE İFFET SADECE KADININ SORUMLULUĞU MU? – Özet

ile aydinorhon

Namus ve iffet denildiğinde toplumda çoğu zaman akla kadın gelir. Kadının giyimi, davranışları ve ilişkileri namus meselesi yapılırken, aynı davranışı gösteren erkek “çapkın” denilerek hoş görülebilir. Oysa Kur’an böyle bir çifte standart ortaya koymaz. Tam tersine, iffet konusunda önce erkeğe, ardından kadına sorumluluk yükler:

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar…”
(Nûr, 24/30)
“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar…”
(Nûr, 24/31)

Kur’an ayrıca erkek ve kadını namuslarını koruma konusunda birlikte zikreder:

“…namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar… Allah bunlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
(Ahzâb, 33/35)

Bu nedenle iffet kadına özgü bir sorumluluk değildir. Erkek de kendi gözünden, arzusundan ve davranışından sorumludur. Bir erkeğin evlilik dışı ilişkisini “çapkınlık” olarak görmek, aynı davranışı kadında “namussuzluk” saymak açık bir çifte standarttır. “Erkektir, yapar” anlayışının Kur’an’da bir dayanağı yoktur.

Kadının namusunu erkeğin şerefi olarak görmek de aynı anlayışın başka bir sonucudur. Kadın sürekli denetlenirken erkek denetleyen konumuna getirilebilmektedir. Oysa Kur’an her iki cinsi de kendi davranışlarından sorumlu tutar. Erkeğin nefsini kontrol edememesinin sorumluluğu kadının kıyafetine veya davranışına yüklenemez.

Evlilik konusunda da yalnızca erkeğin hoşnutluğunu merkeze alan rivayetler sorgulanmalıdır. Tirmizî ve İbn Mâce gibi hadis kaynaklarında kadının kocasına itaati konusunda oldukça ağır ifadeler taşıyan rivayetler bulunmaktadır. Bir rivayetin hadis kaynaklarında sahih kabul edilmesi ise onun Allah’tan gelen vahiy olduğu anlamına gelmez. “Bu hadis sahih midir?” sorusu ile “Bu Allah’ın vahyi midir?” sorusu aynı değildir. Rivayetler, özellikle kadın ve erkek ilişkileri konusunda Kur’an’ın temel ölçüleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Kur’an evliliği erkeğin mutlak hâkimiyeti üzerinden değil, huzur, sevgi ve merhamet üzerinden tanımlar:
“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun delillerindendir.”
(Rûm, 30/21)
Ayrıca erkeklere eşleriyle iyi geçinmeleri emredilir:
“Onlarla iyi geçinin…”
(Nisâ, 4/19)
Dolayısıyla kadının yalnızca erkeği hoşnut etmek için var olduğu anlayışı Kur’an’ın evlilik anlayışıyla bağdaşmaz. Kadının da huzuru, saygınlığı ve hoşnutluğu önemlidir.

Kadınların eğitimine karşı çıkmak veya “kız çocuklarını okutmayın” demek de Kur’an’a dayandırılamaz. Böyle bir hüküm Kur’an’da bulunmamaktadır. Üstelik kadınların eğitimine karşı çıkıp ihtiyaç duyulduğunda kadın doktor veya başka alanlarda yetişmiş kadınlardan hizmet beklemek kendi içinde ciddi bir çelişkidir. Din adına söylenen her sözün delili Allah’ın kitabında aranmalıdır.

Sonuç olarak Kur’an’da erkek için ayrı, kadın için ayrı bir namus ölçüsü yoktur. Erkek de iffetini koruyacak, kadın da. Erkek de gözünü haramdan sakınacak, kadın da. Erkek de evlilikte sadakat gösterecek, kadın da. “Çapkın erkek” diyerek erkeğin iffetsizliğini hafifletmek, fakat aynı davranışı yapan kadını “namussuz” ilan etmek Kur’an’ın değil, toplumun çifte standardının sonucudur. Namus ve iffet yalnızca kadının değil, erkeğin de sorumluluğudur.

Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah’ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com