7 Ocak 2025

O Kadar Alim Bilmiyor da Sen mi Biliyorsun?

ile aydinorhon



Bugünlerde dini tartışmalara bakınca, özellikle de mezhepler arasındaki çekişmelere, işin ne kadar dallanıp budaklandığını görüyoruz. İnsanlar kendi inançlarını ve ibadet şekillerini savunurken, farklı bakış açıları kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Kimisi bunu bir zenginlik olarak görüp “ihtilafta rahmet vardır” diyor, kimisi de bu ihtilafların İslam’ı parçalayarak asıl mesajdan uzaklaştırdığını söylüyor. Oysa Allah bizden tam tersini istiyor: “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın.” (Âl-i İmrân 3:103).

Mezheplerin varlığı aslında Kur’an’ın tek ve evrensel mesajıyla çelişiyor. Eğer her mezhep kendi yorumunu “hak” olarak görürse, ortaya onlarca farklı din manzarası çıkıyor. Bu ise bir rahmetten çok, kafa karışıklığı ve parçalanmışlık getiriyor. Allah bu tehlikeyi bize şöyle haber veriyor: “Onlar dinlerini parçaladılar ve gruplara ayrıldılar. Her grup, kendi yanındakiyle sevinip böbürlenmektedir.” (Rum 30:32). Halbuki Allah’ın yolu birdir: “O, sizin için dinde bir sıkıntı kılmadı; atalarınız İbrahim’in yoluna uyun.” (Hac 22:78).

Kur’an’a sımsıkı sarılmak yerine, insanlar çoğu zaman alimlerin ve şeyhlerin sözlerine bağlanıyor. Kur’an’ı öteleyip onların görüşlerini dinin kaynağı gibi görmeye başlıyorlar. Sonra da Kur’an’a dönen birine saldırıp: “Sen hadisleri inkâr ediyorsun”, “Sen alimlerden daha mı iyi biliyorsun?” diyorlar. Oysa Allah uyarıyor: “Yoksa onların Allah’ın izin vermediği bir dini koyan ortakları mı var?” (Şûrâ 42:21). Eğer Allah’ın izni yoksa, din adına söylenen her söz boş bir sözden ibarettir.

Burada mesele kimin daha çok bildiği yarışı değil. Asıl mesele, Allah’ın hükmüne teslim olmak. Çünkü Allah’ın sözü en doğrusudur: “Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiç kimse yoktur.” (En‘âm 6:115). İnsanların, alimlerin, mezhep imamlarının sözleri Kur’an’a uyduğu sürece bir anlam taşır. Ama Kur’an’a ters düştüklerinde onların peşinden gitmek, farkında olmadan onları ilahlaştırmaktır. Allah’ın şu uyarısı da işte tam bunu anlatıyor: “Onlar, hahamlarını ve rahiplerini Allah’tan ayrı rabler edindiler.” (Tevbe 9:31).

Kardeşim, mesele şu: Din adına konuşulan her sözün mihenk taşı Kur’an olmalı. Çünkü Allah’ın hadisinden, yani Kur’an’dan kopan topluluklar, farkında olmadan başka otoritelerin hükmünü dinin yerine koyar. Allah bu durumu şöyle açıklıyor: “Kim benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, onun için sıkıntılı bir hayat vardır ve kıyamet günü onu kör olarak haşrederiz.” (Tâhâ 20:124). İşte bu yüzden, Kur’an’dan kopmak insanı hem dünyada hem ahirette hüsrana sürükler.

Halbuki Allah’ın yolu açıktır, net ve tertemizdir: “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur; ona uyun, başka yollara uymayın ki sizi O’nun yolundan ayırmasın.” (En‘âm 6:153). Allah’ın yolu tek olduğu halde, insanlar kendi yorumlarıyla farklı yollar çıkarıyor. Sonra da o yolları “din” diye savunuyorlar. Oysa Allah diyor ki: “Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur.” (Yûsuf 12:40).

Sonuç açık kardeşim: Çare, Allah’ın kitabına dönmek. Mezhep, alim, gelenek… Bunlar insan ürünü. Bizim için esas olan Allah’ın değişmeyen, evrensel yasalarıdır. Çünkü O’nun sözü son noktadır: “Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi; size apaçık bir nur indirdik.” (Nisâ 4:174).

Selam ve dua ile…
aydinorhon.com