Âdem’den Günümüze: İnsan, Sorumluluk ve Emanet Yükü
İnsan dünyaya bir anda sorumlu gelmez.
Önce öğrenir, sonra yüklenir.
İnsan dünyaya bir anda sorumlu gelmez.
Önce öğrenir, sonra yüklenir.
İnsanın hikâyesi doğumla başlamaz. Biz çoğu zaman her şeyi doğduğumuz gün sıfırdan başlar sanırız ama Kur’an insanı böyle anlatmaz. İnsan, bir anda sorumluluk yüklenen bir varlık değildir. Sorumluluk, zamana yayılan bir öğrenme sürecidir.
Kur’an’ı eline aldığında aslında sadece bir kitap tutmuyorsun. Bir yol haritası, bir pusula, bir ayna tutuyorsun. Ama çoğu zaman fark etmeden yapıyoruz bunu. Kapağını açıyoruz, birkaç satır okuyoruz, sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. Oysa Kur’an, raflarda durmak için inmedi. Hayatın içine girmek için indi.
Teslimiyet, aklı devre dışı bırakmak değildir.
Teslimiyet, aklı doğru yere bağlamaktır.
Kur’an’a göre teslimiyet;
– Allah’a yönelmektir.
– Aracıları mutlaklaştırmamaktır.
– Kör taklit değil, bilinçli tercihtir.
İnsan hayatı boyunca farkında olarak ya da olmayarak bir şeye tutunur. Kimi zaman bu bir düşünce olur, kimi zaman bir kişi, kimi zaman bir düzen. Bazen de insan, sadece alıştığı için bir yolda yürür. Kur’an, insanın bu hâlini çok iyi tanır. Çünkü insan başıboş değildir; mutlaka bir merkeze yönelir. Mesele, bu merkezin ne olduğudur.