Özetle… Rivayetlerin Dinde Kaynak Yapılması Üzerine
Din Allah’ındır ve kaynağı yalnızca O’nun kelamıdır. Allah,
“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim.”
(Maide 5:3)
Din Allah’ındır ve kaynağı yalnızca O’nun kelamıdır. Allah,
“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim.”
(Maide 5:3)
Bugün din konuşulurken farkında olmadan çok temel bir hata yapıyoruz. Konuşmaya Kur’an’la değil, rivayetlerle başlıyoruz. Ayet sorulunca susuluyor ama bir rivayet söylendiğinde herkes ikna oluyor. Sanki Allah’ın kelamı eksikmiş, insan sözleriyle tamamlanması gerekiyormuş gibi bir algı oluşmuş durumda.
Salat, Ahzab 56’da söylendiği gibi bir salavat ya da sadece namaz değildir.
Allah ve melekleri Nebi’ye salât ederken ona destek verirler. Müminlerden istenen de aynı şeydir: sözle övmek değil, fiilen arkasında durmak.
Kur’an’da bazı kelimeler vardır; yanlış yere çekildiğinde koskoca bir anlayış kaymasına sebep olur. “Salat” kelimesi de bunların başında gelir. Bugün çoğu insan salatı duyduğunda aklına ya otomatik bir şekilde namaz gelir ya da kalıplaşmış salavat cümleleri. Oysa Kur’an, bu kelimeyi her geçtiği yerde aynı anlamda kullanmaz.
• Kur’an’daki “asa”, bir sopa değil; vahyin verdiği bilgi ve hakikat dayanağıdır.
Bazen din denildiğinde akla ilk gelen şey “yasaklar” olur. Oysa Kur’an’ın ana çağrısı kolaylıktır, temizliktir ve insanın fıtratına uygun bir yaşamdır. Yasaklar, çoğu zaman insanın kendi eliyle çoğalttığı yüklerdir. İşte Kur’an, bu noktada bizi durdurur ve sorar: “Gerçekten Allah mı zorlaştırdı, yoksa siz mi?”