MELEKLER GÖRÜNMEYEN DÜZEN, GÖREV VE İNSANLA İLİŞKİSİ
Kur’an’da melekler, sadece kanatlı varlıklar olarak anlatılmaz.
Asıl tanım nettir: Emri eksiksiz yerine getirenler.
Kur’an’da melekler, sadece kanatlı varlıklar olarak anlatılmaz.
Asıl tanım nettir: Emri eksiksiz yerine getirenler.
Camilerde sık duyulan bir söz var: “Şefaat ya Resulallah.”
Kulağa umut gibi geliyor.
Ama Kur’an’a baktığımızda tablo biraz daha farklı.
Kur’an, şefaati bir torpil sistemi olarak anlatmaz.
Camilerde, mevlitlerde, duaların arasında sıkça duyduğumuz bir ifade var: “Şefaat ya Resulallah.” Hatta bu söz mezar taşlarına kadar girmiş durumda. İnsana umut veren bir tarafı olduğu kesin. Zorlanmış, hata yapmış, yolunu şaşırmış insan için bir çıkış kapısı gibi duruyor.
Kur’an’a göre mesele sadece inkâr etmek değildir.
Asıl tehlike, inanmadığı hâlde inanmış gibi görünmektir.
İnsan ilişkilerinde en zor şey, karşıdakinin ne düşündüğünü bilmektir. Yüz güler, söz güzel çıkar ama kalbin içinde ne olduğu her zaman anlaşılmaz. Kur’an tam da bu noktada insanı uyarır. Çünkü inanç sadece dilde kalan bir iddia değil, kalpte kök salan ve davranışlara yansıyan bir duruştur.
İnsan bazen farkında olmadan kendine bir taht kurar. Bu taht altından değildir, mermerden değildir. Onu görünmez yapan şey kendi zihninde kurulmuş olmasıdır. İnsan kendini merkeze koyar, düşüncelerini ölçü kabul eder, yaptığı işleri büyütür ve içten içe şöyle demeye başlar: “Ben daha iyisini bilirim.” İşte kibir dediğimiz şey tam burada doğar.