Kur’an’a göre Allah, göklerin ve yerin mutlak sahibidir. O’nun bilgisi ve iradesi dışında hiçbir şey gerçekleşmez. Ancak bu gerçek, insanların yaptıkları tercihlerden sorumlu olmadığı anlamına gelmez. Kur’an, insanın yaptığı her davranışın bir sonucu olduğunu ve toplumların yaşadığı birçok sıkıntının kendi tercihleriyle bağlantılı olduğunu bildirir.
İnsanların en çok tartıştığı konulardan biri de budur. Ekonomi bozulduğunda, fiyatlar arttığında veya hayat zorlaştığında sıkça şu cümleyi duyarız: “Her şeyi Allah yapıyor.”
Peki gerçekten Kur’an bunu mu söylüyor? Yoksa Allah’ın koyduğu yasalar içinde insanlar kendi tercihleriyle sonuçları mı oluşturuyor? Bu sorunun cevabını doğru verebilmek için önce çok önemli bir ayrımı görmek gerekir.
Kur’an-ı Kerim, insanlara ahiret hayatının gerçekliğini ve önemini vurgulayan birçok ayet içermektedir. Bu ayetlerde, ahiret buluşmasını yalanlayanların durumu ele alınmakta ve bu yalanlamanın sonuçları üzerinde durulmaktadır.
Kur’an’ın üzerinde en çok durduğu konulardan biri işte bu sorudur. Çünkü insanın ahirete bakışı, dünya hayatındaki bütün tercihlerini doğrudan etkiler. Bir insan, yaptıklarının hesabını vereceğine inanıyorsa başka türlü yaşar; hiçbir hesap olmayacağını düşünüyorsa başka türlü davranır.
İnsan yaşadığı evrende tamamen başıboş bırakılmış değildir. Nefes aldığımız havadan yürüdüğümüz toprağa, bedenimizin işleyişinden toplum hayatına kadar her şey belirli yasalar üzerine kurulmuştur. Kur’an, Allah’ın yaratışında bir ölçü ve düzen bulunduğunu sürekli hatırlatır. Bu düzeni görmezden gelen kişi, bunun sonuçlarıyla karşılaşır. Bu durum, Allah’ın bir kimseye özel olarak öfkelenmesinden değil, koyduğu yasaların işlemesinden kaynaklanır.