Ay: Ağustos 2026

20 Ağustos 2026

BÜTÜN VARLIĞINLA ALLAH’A YÖNELMEK – ÖZET

“Rabb’inin adını an ve bütün varlığınla O’na yönel.”
(Müzzemmil, 73/8)

Bu ayetteki “bütün varlığınla” ifadesi, Allah’a yönelişin hayatın yalnızca bir bölümüne ait olmadığını gösterir. İnsan düşüncesiyle, iradesiyle, davranışlarıyla, kararlarıyla ve yaptığı tercihlerle Allah’a yönelmelidir. Gerçek yöneliş, sadece sözle “Allah’a yöneldim” demek değil, hayatı Allah’ın belirlediği ölçülere göre yaşamaya çalışmaktır.

18 Ağustos 2026

NEBİLERİN MUCİZELERİ!

“Mucize” kelimesi, İslam toplumlarında zaman içerisinde Nebilerin kendi nebiliklerini ispat etmek amacıyla gösterdikleri olağanüstü ve insan gücünü aşan harikulade olaylar anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Bu anlayışa göre Musa Nebi’nin asasıyla denizi yarması, Salih Nebi’ye verilen devenin olağanüstü biçimde ortaya çıkması, İsa Nebi’nin ölüleri diriltmesi ve Muhammed’in ayı ikiye bölmesi ya da parmaklarından su akıtması gibi anlatılar, Nebilerin gösterdiği mucizeler olarak kabul edilmiştir. Bu anlayış yüzyıllar boyunca anlatılmış, kitaplara geçirilmiş ve zamanla din anlayışının önemli parçalarından biri hâline gelmiştir.

16 Ağustos 2026

İSLAM’DA DİN ÖĞRENME VE TOPLUMSAL SORUMLULUK – Özet

İslam’da ruhban sınıfı bulunmamakta ve din adamlığı anlayışı yoktur. Yüce Allah’a karşı sorumluluk taşımak, her Müslümanın öz görevidir. Dinimizi Kur’an’dan öğrenmek ve öğrendiklerimizi topluma iletmek, bireysel bir sorumluluktur. Ancak günümüzde, bazı din adamlarına ait katı tutumlar içinde, “Neden tebliğ ediyorsun? Kendi işine bak!” gibi yaklaşımlar sıklıkla karşılaşılıyor. Bu tür söylemler oldukça yanlıştır. Kur’an-ı Kerim’de Hac suresi 78. ayet şöyle buyurmaktadır: “Allah yolunda son gayretinizle mücadele […]

16 Ağustos 2026

İSLAM’DA DİN ÖĞRENME VE TOPLUMSAL SORUMLULUK

İslam’da insan ile Rabb’i arasına giren bir ruhban sınıfı yoktur. Allah’ın mesajını anlamak için özel bir din adamları sınıfına, kutsal bir ruhban makamına veya Allah adına konuşma yetkisi verilmiş bir zümreye ihtiyaç bulunmaz. Kur’an’ın ortaya koyduğu din anlayışında herkes Rabb’ine karşı kendi sorumluluğunu taşır. İnsan, neye inanacağını, nasıl yaşayacağını ve hangi ölçülere göre hareket edeceğini Allah’ın kitabından öğrenmekle yükümlüdür. Başkasının din anlayışını sorgulamadan benimsemek ise insanın kendi sorumluluğunu başkasına devretmesi anlamına gelir.

15 Ağustos 2026

ALLAH’IN VAADİ VE İNSANIN SORUMLULUĞU – Özet

Kur’an, Allah’ın vaadinin kesinlikle gerçekleşeceğini bildirirken insanı dünya hayatının aldatıcılığına karşı uyarır. “Allah’ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı sakın sizi Allah hakkında aldatmasın.” (Fâtır, 35/5) ayeti, insanın geçici olanla kalıcı olanı birbirinden ayırması gerektiğini ortaya koyar. Dünya hayatı bütünüyle kötü değildir; ancak insanın dünyayı amaç hâline getirmesi, sahip olduklarını kalıcı sanması ve Allah’ın bildirdiği gerçekleri ikinci plana atması büyük bir aldanıştır.

15 Ağustos 2026

ALLAH’IN VAADİ VE İNSANIN SORUMLULUĞU

İnsan hayatı boyunca birçok şeyin peşinden koşar. Kimi zaman dünya nimetlerini elde etmeye, kimi zaman daha fazla kazanmaya, daha güçlü olmaya, daha çok tanınmaya çalışır. Bütün bunlar hayatın doğal akışı içinde yer alabilir. Ancak insanın asıl sorumluluğu, geçici olanla kalıcı olanı birbirinden ayırabilmesidir. Çünkü insanın önünde yalnızca bugün yoktur. Bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu da vardır. Kur’an, insanı bu gerçeğin farkında olmaya ve hayatını Allah’ın vaadini dikkate alarak düzenlemeye çağırır.