Ay: Eylül 2026

4 Eylül 2026

ZEKÂT FARZ, SADAKA SÜNNET Mİ? – ÖZET

“Zekât farzdır, sadaka sünnettir” şeklindeki ifade, Kur’an’ın yaptığı bir sınıflandırma değildir. Kur’an; dinî hükümleri farz, vacip ve sünnet şeklinde derecelendirmez. Ölçü, Allah’ın neyi emrettiği ve insanlardan ne istediğidir.

4 Eylül 2026

ZEKÂT FARZ, SADAKA SÜNNET Mİ?

İslam toplumunda dinî hükümler anlatılırken sıkça kullanılan bir sınıflandırma vardır: Farz, vacip, sünnet, müstehap… Zaman içerisinde bu kavramlar o kadar yerleşmiştir ki, birçok insan bunların doğrudan Kur’an’ın yaptığı bir sınıflandırma olduğunu düşünmektedir. Bir davranışın “farz”, diğerinin “sünnet” olduğu söylenir; ardından da insanların dinî sorumlulukları bu sınıflandırmaya göre belirlenir. Fakat Kur’an’a döndüğümüzde, Allah’ın dini bu terminolojiyle sınıflandırmadığını görürüz. Kur’an’ın temel ölçüsü daha açıktır: Allah’ın emrettikleri, yasakladıkları, sakındırdıkları, öğütledikleri ve insanın tercihine bıraktıkları vardır.

3 Eylül 2026

HIRSIZIN ELİNİ KESMEK NE DEMEKTİR? – ÖZET

Mâide suresinin 38. ayetinde hırsızlık yapan erkek ve kadına, yaptıklarına karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir ceza olmak üzere “ellerini kesin” denilmektedir. Buradaki temel tartışma, hırsızlığın cezalandırılıp cezalandırılmayacağı değil, “ellerini kesin” ifadesinin fiziksel mi, yoksa mecazî mi anlaşılması gerektiğidir.

Kur’an’ın bütününe baktığımızda “el” kelimesinin yalnızca fiziksel organ anlamında kullanılmadığını görürüz. Örneğin:
“Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.” (Fetih, 48/10)

3 Eylül 2026

HIRSIZIN ELİNİ KESMEK NE DEMEKTİR?

Kur’an’da en çok tartışılan ceza hükümlerinden biri Mâide suresinin 38. ayetinde yer alan “hırsızın elini kesmek” ifadesidir. Ayet, ilk bakışta açık görünür. Fakat Kur’an’ı yalnızca kelimelerin ilk akla gelen anlamlarıyla değil, Kur’an’ın tamamını dikkate alarak anlamaya çalıştığımızda karşımıza önemli bir soru çıkar:

“Ellerini kesin” ifadesi gerçekten insanın fiziksel elinin kesilmesi anlamına mı gelir, yoksa hırsızlığın gücünü ve imkânını ortadan kaldırmayı ifade eden mecazî bir anlatım mıdır?

3 Eylül 2026

BÜTÜN VARLIĞINLA ALLAH’A YÖNELMEK – Özet

İnanç ve ibadet, insan hayatının önemli unsurlarıdır. Ancak Allah’a yönelmek, yalnızca ibadetlerle sınırlı bir davranış değildir. İnsan; düşüncesiyle, inancıyla, ahlakıyla, davranışlarıyla ve yaptığı işlerle Rabb’ine yönelmelidir. Kur’an, bu yönelişin insanın bütün varlığını kapsaması gerektiğini bildirir:

3 Eylül 2026

BÜTÜN VARLIĞINLA ALLAH’A YÖNELMEK

İnsanın hayatında yönünü belirlemek, nereye gittiğini bilmek kadar önemlidir. Çünkü insan sadece yaşayan bir varlık değildir; düşünen, tercih eden, karar veren ve yaptığı tercihlerden sorumlu tutulan bir varlıktır. Bu nedenle Kur’an’ın insana yaptığı en önemli çağrılardan biri, bütün varlığıyla Allah’a yönelmesidir. Bu yöneliş, yalnızca belli zamanlarda yapılan ibadetlerle sınırlı değildir. İnsanın düşüncesinden davranışına, niyetinden kararlarına, insanlarla ilişkilerinden kendi hayatını nasıl yaşadığına kadar bütün varlığını kapsayan bir bilinçtir.