Ay: Eylül 2026

16 Eylül 2026

ADEM VE EŞİ NASIL TEVBE ETTİ?

Adem ve eşinin yaratılışıyla başlayan ve yasaklanan ağaca yaklaşmalarıyla devam eden kıssa, Kur’an’da yalnızca geçmişte yaşanmış bir olayın anlatımı değildir. Bu kıssa, insanın hata karşısındaki tavrını anlamamız açısından da önemli bir yere sahiptir. Çünkü insan hayatında hata etmek kadar, hata ettikten sonra ne yaptığı da önemlidir. İnsan yanılabilir, nefsine yenilebilir, yanlış bir tercihte bulunabilir. Fakat yanlışın ardından hangi yöne döneceği, sorumluluğunu nasıl üstleneceği ve Rabb’ine karşı nasıl bir tavır takınacağı belirleyici olur.

15 Eylül 2026

ADEM KISSASINA NEREDEN BAKIYORUZ? – Özet

Kur’an’daki Âdem kıssası yalnızca geçmişte yaşamış bir kişinin başından geçen olaylar olarak değil, insanın yaratılışını, bilgi ve bilinç kapasitesini, sorumluluğunu ve imtihanını anlatan derin bir mesaj olarak da okunabilir. Allah’ın Âdem’e “bütün isimleri” öğretmesi, insanın varlıkları tanıma, kavramlaştırma, anlamlandırma ve öğrendikleri üzerinden düşünme yeteneğine dikkat çeker. “Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti.” (Bakara, 2/31) Bu ifade, insanın bilgi edinme ve anlam üretme kapasitesinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

15 Eylül 2026

ADEM KISSASINA NEREDEN BAKIYORUZ?

Kur’an’da geçen bazı kıssalar vardır ki, yüzeyden okunduğunda basit gibi görünür ama derinlerine indikçe insanın varoluşuna dair çok büyük hakikatler anlatır. “Adem’e bütün isimlerin öğretilmesi” meselesi de bunlardan biridir.

Çoğu zaman bu olay, sanki tarihte yaşamış tek bir insana verilen özel bir ders gibi anlatılır. Allah, Adem’e bazı kelimeler öğretmiş, sonra da meleklerle bir bilgi yarışı yapılmış gibi algılanır. Oysa Kur’an’ın dili böyle dar bir okumaya izin vermez. Kur’an, kıssaları şahıs merkezli değil, insanlık bilinci merkezli anlatır.

14 Eylül 2026

EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT NASIL OLUŞTU? – Özet

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat kavramı bugün çoğu zaman Nebi Muhammed döneminden beri değişmeden varlığını sürdüren tek ve bütüncül bir dinî yapı gibi sunulmaktadır. Oysa tarihî süreç bunun daha farklı olduğunu göstermektedir. İslam’ın ilk dönemlerinde yaşanan siyasî mücadeleler ve ardından ortaya çıkan itikadî tartışmalar, Müslüman toplum içerisinde farklı grupların ve anlayışların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Hz. Osman’ın öldürülmesi, Hz. Ali ile Muâviye arasındaki mücadele, Sıffîn ve hakem olayı gibi gelişmelerin ardından Haricîlik ve Şîa gibi oluşumlar belirginleşmiş; kader, iman, büyük günah ve benzeri konulardaki tartışmalarla birlikte farklı itikadî ekoller ortaya çıkmıştır. Bu ortamda “sünnet” ve “cemaat” kavramlarıyla kendisini tanımlayan çevreler zaman içerisinde belirginleşmiş, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat kimliği ise sonraki yüzyıllarda daha sistemli bir hâle gelmiştir.

14 Eylül 2026

EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT NASIL OLUŞTU?

Bugün İslam dünyasında oldukça yaygın biçimde kullanılan Ehl-i sünnet ve’l-cemaat kavramı, çoğu zaman sanki Nebi Muhammed döneminde ortaya çıkmış, o günden beri aynı inanç ve uygulamalarla varlığını sürdüren belirli bir topluluğun adıymış gibi anlatılır. Oysa tarihî sürece bakıldığında böyle tek bir başlangıç noktasından ve hiç değişmeden devam eden bir yapıdan söz etmek kolay değildir. “Ehl-i sünnet” anlayışı, İslam’ın ilk dönemlerinde yaşanan siyasî ve itikadî ayrışmaların ardından zaman içerisinde şekillenmiş, farklı âlimlerin yorumlarıyla sistemleşmiş ve sonraki yüzyıllarda geniş bir dinî şemsiye hâline gelmiştir. Bu nedenle önce kavramın ne zaman ve hangi şartlarda ortaya çıktığına, ardından da bu anlayışın kendisini meşrulaştırmak için başvurduğu temel delillerin Kur’an açısından ne ifade ettiğine bakmak gerekir.

13 Eylül 2026

MÜŞRİKLERİN ALLAH’A İNANIŞI VE GAFLETLERİ – Özet

Kur’an-ı Kerim, müşriklerin Allah’a olan inancını ve bu inancın yanı sıra sergiledikleri tutarsızlıkları açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ankebut Suresi 61-65. ayetler, bu durumu net bir şekilde ifade eder. Bu ayetlerde, müşriklerin gökleri ve yeri yaratanın, güneşi ve ayı hizmetlerine verenin kim olduğunu sorduğunda, kesinlikle “Allah” diyecekleri belirtilmektedir. Ancak, bu inançlarına rağmen, nasıl olur da haktan döndükleri tartışma konusudur.