31 Temmuz 2026

ALLAH BANA YAKIN AMA BEN O’NA UZAK: MODERN İNSAN NEDEN BU KADAR KOPUK? – Özet

ile aydinorhon

Bugün dikkat edersen insanlar “Allah’ı seviyorum” diyor ama hayatlarına baktığında o bağın zayıflığını hemen görüyorsun. Modern insanın iç dünyası darmadağın. Teknoloji gelişmiş, imkanlar artmış ama kalpler boşalmış. Çünkü insan, kendine en yakın olanı görmezden geliyor. Kur’an’ın söylediği o müthiş hakikati hatırlayalım: “Biz insana şah damarından daha yakınız.” (Kaf 16). Allah’ın bu kadar yakın olduğu bir varlık, nasıl oluyor da bu kadar uzak hissediyor?

Bunun ilk sebebi, modern hayatın insanı sürekli oyalaması. İnsan gününün tamamını bir şey yetiştirmeye, bir yerlere koşturmaya, ekranlara bakmaya, sosyal medyada kaybolmaya harcıyor. Kendi iç sesiyle bile konuşamıyor. Kur’an, insanın bu dikkatsizliğini şöyle anlatıyor: “Onlar oyun ve eğlence içindedirler.” (Enbiya 1). Ayet, modern insanın özetidir adeta. Bir şeyler izlerken bir şeyler çalıyor, bir şeyler çalarken birileri konuşuyor… Ses çok ama derinlik yok. Böyle bir ortamda insanın kalbi, Rabb’ini fark edemez hale geliyor.

İkinci sebep, insanın kendini merkeze koyması. Modern insan “ben yaparım, ben kazanırım, ben çözerim” modunda. Gücü hep kendinde sanıyor. Halbuki Kur’an’ın çizdiği çerçeve bambaşka: “Sizin gücünüz ancak Allah’ın izniyledir.” (Saff 111). Gücü kendine bağlayan insan, yüzünü Allah’tan çeviriyor ve farkında olmadan O’ndan uzaklaşıyor. Çünkü teslim olmadan yakınlık olmaz. Bir çocuk annesinin sesini duyabilmek için sustuğu gibi, insan da Rabb’ini hissedebilmek için iç sesini azaltmalı. Modern insan bunu unuttu.

Üçüncü sebep, insanların dine gelenek üzerinden bakması. Birçok kişi Allah’a yakınlığı namaz ritüellerinden, ezber dua kalıplarından, belirli gece uygulamalarından ibaret sanıyor. Oysa Kur’an bu yakınlığı çok daha yalın bir yere bağlıyor: “Kulum Beni sana sorduğunda bilsin ki Ben yakınım. Bana dua edince dua edenin çağrısına karşılık veririm.” (Bakara 186). Yakınlık, kalbin samimiyetinde başlıyor. İnsan kalbini kapatıp sadece biçimi yaşarsa, yakını olan Rabb’ini uzakta zanneder. Çünkü biçim samimiyeti garantilemez.

Bir de şu var: Modern insan bilinçsiz yaşıyor. Düşünmeden… sorgulamadan… otomatik halde… sabah kalkıyor, işe gidiyor, dönüyor, ekran açıyor, yatıyor. Kur’an tam da bu ruh halini şöyle anlatıyor: “Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama duymazlar.” (Araf 179). Bu ayet, çağımızdaki kopuşun fotoğrafıdır. İnsan, kalbi olduğu halde onunla yaşamıyor. O yüzden Allah’ın yakınlığına karşı kendisi duvar örüyor.

Bir diğer sebep de korkular. Modern insanın korkusu çok: Gelecek korkusu, para korkusu, yalnız kalma korkusu, başarısız olma korkusu… Bu kadar korku arasında insan, Allah’ın koruyuculuğunu unutur hale geliyor. Kur’an bu hatırlamayı şöyle güçlendiriyor: “Bilesiniz ki, Allah’ın dostları için korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.” (Yunus 62). Yakınlık, korkuyu azaltır; uzaklık korkuyu çoğaltır. Bugün korkuların bu kadar yüksek olmasının sebebi yakınlığın unutulmasıdır.

Aslında insan Allah’tan uzaklaşmıyor; sadece kendi kalbinin ışığını kapatıyor. Çünkü Allah kuluna hep yakın, hep duyuyor, hep biliyor. İnsan dalgınlaşınca, hayat gürültülü olunca, kalp karışınca bu yakınlığın sesi duyulmaz hale geliyor. Yine de Kur’an bize çıkışı gösteriyor: “Allah’ı çokça anın ki kurtuluşa eresiniz.” (Cum’a 10). Bu kadar sade bir çözüm var, ama insan sade olanı zor buluyor.

Bugünün kopuk insanı aslında hep arayış içinde. İçinde bir boşluk var ama ne eksik olduğunu bilmiyor. O eksik olan şey bağdır, yakınlıktır, bir sığınaktır. Ve Kur’an zaten bunu söylemiyor mu: “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (Ra’d 28). Modern insanın bu kadar huzursuz olmasının sebebi, huzurun kaynağından uzak kalmasıdır. Bir telefonun şarjı bitince nasıl çalışamazsa, kalp de Rabb’inin bağlantısı kesilince çalışmaz hale gelir.

Sonunda mesele şuraya gelip dayanıyor: Allah’ın uzaklığı yok, insanın dalgınlığı var. Yaratan’ın yakınlığından uzak olmak mümkün değil. Uzak olan biziz, o da sadece dikkatsizlikle, dünya telaşıyla, kalp kararmasıyla oluşuyor. İnsan Kur’an’ı okudukça, hayatı fark ettikçe, içini bir temizlediğinde o yakınlığı anında hisseder. Çünkü Allah’ın yakınlığı için zaman yok, mekan yok, engel yok. Engeli koyan biziz, kaldıran da biz olabiliriz.

Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi en kısa zamanda inşaallah inceleyebilirsiniz.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah’ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com