Kategori: Makale

20 Haziran 2026

MÜNAFIK VE KÂFİR: TANIMLAR VE ÖZELLİKLER

Hayatın akışı içinde insanı en çok düşündüren, hatta zaman zaman yolunu kaybettiren şey nedir, hiç düşündün mü? Net olmamak, gri alanlarda gezinmek ve kalbiyle dili arasına aşılmaz duvarlar örmektir. Kur’an, insanı sadece etten kemikten bir varlık olarak ele almaz; onun psikolojisini, niyetlerini ve karakter tahlillerini en ince ayrıntısına kadar önümüze serer. İşte bu tahlillerin en çarpıcı, en sarsıcı iki öznesi kâfir ve münafıktır.

19 Haziran 2026

YARATICI KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

Günümüzde sık sık “yaratıcı” kelimesini duyuyoruz. Çevrene bir bak; kimisi doğayı bir yaratıcı olarak görür, kimisi “evren kendi kendine, tesadüflerle oluştu” der. Hatta bazıları zihninde Allah ile “yaratıcı” kavramını birbirinden ayırır; sanki yaratıcı güç başka bir şeymiş, Allah ise uzaktan bunu izleyen farklı bir otoriteymiş gibi. Hiç düşündün mü, neden kelimelerin içini bu kadar boşaltıyoruz? Oysa Kur’an’a baktığımızda iş son derece nettir: Yaratıcı dediğimizde karşımıza tek bir özne çıkar, o da Allah’tır. Kur’an merkezli bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, yaratmanın sadece bir şeyi var etmekten çok daha derin, çok daha kapsamlı bir anlam örgüsüne sahip olduğunu görürüz. Nebi ve resüllerin insanlığa aktardığı mesajın özü de tam olarak bu hakikati kalplere yerleştirmektir.

18 Haziran 2026

İLİMDEN KAÇAN TOPLUMLARIN ÇÖKÜŞÜ: KUR’AN’IN UYARISI

Toplumsal algıda bilimi, evreni araştırmayı, felsefi derinliği ve teknolojik üretim süreçlerini adeta din dışı bir alan, hatta yaratıcının işine karışmak gibi gören gizli bir bağnazlık hüküm sürmektedir. Ne acıdır ki, bilimi ve araştırmayı küçümseyen bu zihniyet, aynı bilimin ürettiği tüm teknolojik nimetleri hayatının merkezine koymaktan, onları tepe tepe tüketmekten de geri durmamaktadır. Ulaşımda kullanılan en gelişmiş araçlar, iletişim kurulan akıllı telefonlar, hastalıklara çare olan ilaçlar ve tıp teknolojileri tamamen akıl, sorgulama ve bilimsel metodoloji sayesinde ortaya çıkmaktadır. Fakat tüm bu imkanları tüketen kitleler, sıra bilgiyi üretmeye ve araştırmaya geldiğinde, ilimle uğraşmayı bir lüks veya inanç dünyasına bir tehdit olarak niteleyebilmektedir. İşte tam bu noktada, Kur’an’ın inşa etmek istediği, aklını kullanan, evreni okuyan aktif toplum modeli ile mevcut kitlelerin içine düştüğü zihinsel uyuşukluk arasında devasa bir uçurum meydana gelmektedir.

18 Haziran 2026

DİNDEN DÖNMENİN CEZASI: ALLAH’IN HÜKMÜ MÜ, İNSANLARIN HÜKMÜ MÜ?

İnsanlık tarihi boyunca insanların en çok tartıştığı konulardan biri inanç özgürlüğü olmuştur. Bir insanın neye inanacağı, neye inanmayacağı, hangi yolu tercih edeceği gerçekten insanların mı, yoksa Allah’ın mı hüküm vereceği bir alandır?

Bugün bazı ülkelerde bir kişinin din değiştirmesi, inancını terk etmesi veya farklı bir inancı benimsemesi ağır suç kabul edilmektedir. Hatta bazı ülkelerde bunun cezası ölüm olarak uygulanmakta veya kanunlarda yer almaktadır. Peki Kur’an bu konuda ne söylüyor? Gerçekten Allah, dininden dönen bir insanın öldürülmesini mi emretmektedir?

18 Haziran 2026

KUR’AN EKSİK Mİ, ANLAŞILMAZ MI?

Tarih, Günlük ve Modern Hayat Perspektifiyle
Bazen bir cümle duyarsın ve içinde bir şey takılır kalır:
“Kur’an tek başına yetmez.”
“Onu herkes anlayamaz.”
“O dönem içindi.”Bu sözler kulağa sıradan gelebilir. Ama aslında çok büyük bir iddia taşır. Çünkü bu cümlelerin her biri, Allah’ın kendi kitabı hakkında söylediklerinin tersini ima eder.

17 Haziran 2026

CEHENNEMİN YEDİ KAPISI: MEVKİ VE BİLİNÇ DÜZEYLERİ

Kur’an okurken zihnimize takılan, bizi derin derin düşünmeye sevk eden öyle kavramlar vardır ki, üzerlerindeki geleneksel pası sildiğimizde altından muazzam bir ufuk çıkar. İşte “cehennemin yedi kapısı” ifadesi de tam olarak böyle bir eşiktir. Geleneksel inanışlarda, çocukluğumuzdan beri bize anlatılan hikayelerde bu kapılar hep şöyle tasvir edildi: Yer altında, devasa demir sürgülü, içinden alevler fışkıran mekanik girişler ve kat kat inşa edilmiş fiziksel zindan coğrafyaları… Oysa Kur’an’ın bütünsel diline, o muazzam mecaz ve inşa örgüsüne baktığımızda, bu yedi kapının mekansal birer mimariden ziyade, insanın manevi alçalış mertebelerini, günah çeşitlerini ve bilincinin aşağıya doğru evrildiği mevkileri temsil ettiğini fark ederiz.