18 Şubat 2026

Kur’an’ı Terk Etmek: Tarihten Günümüze Aynı Hata

Gel bu işe en baştan, en sade yerden başlayalım. Çünkü mesele ne kadar süslenirse süslensin, özünde çok basit. Allah karmaşık bir din indirmedi. Aksine karmaşayı dağıtmak, insanı net bir yola çağırmak için vahiy gönderdi. Bunu biz söylemiyoruz; Allah bizzat söylüyor:

“Allah katında din İslam’dır.” (Âl-i İmran 19)

18 Şubat 2026

Şahitlik Nedir?

Kur’an’da “şehadet” kelimesi, rastgele söylenen bir söz değildir. Şahitlik bilgiye dayanır. Görmeye, bilmeye, kesinliğe dayanır.

Kur’an şöyle der:

“Allah, kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de (buna şahitlik etti). O, adaleti ayakta tutandır. O’ndan başka ilah yoktur.” (Âl-i İmran 18)

16 Şubat 2026

Barış Yurdu (Dârü’s-Selâm)

Kur’an’ın ortaya koyduğu barış yurdu kavramı, yalnızca savaşın olmadığı bir coğrafyayı değil; güvenin, adaletin, iç huzurun ve Allah bilinciyle şekillenmiş bir hayatın bütününü ifade eder. “Selâm” kelimesi esenlik, güvenlik ve zarar vermeme anlamı taşır. Allah’ın isimlerinden birinin Selâm (Haşr 59:23) olması, gerçek huzurun kaynağının O olduğunu gösterir. Dolayısıyla barış yurdu, Allah’tan bağımsız bir düzen değil; O’nun rehberliği altında kurulan bir hayat düzenidir.

16 Şubat 2026

Barış Yurdu Nedir? “Dârü’s-Selâm”ın İzinde Bir Yolculuk

İnsan ne ister? Çok para mı, uzun ömür mü, güçlü olmak mı? Biraz durup içimize baktığımızda çoğumuzun aradığı şey aslında daha sade: Huzur. İçimizin sakin olması. Gece başımızı yastığa koyduğumuzda korkusuz, huzurlu uyuyabilmek. Kimseye haksızlık etmeden, kimsenin haksızlığına uğramadan yaşayabilmek.

15 Şubat 2026

Cumartesi Halkı Kimlerdir?

Kur’an bazen bir kavmi anlatır ama aslında insanı anlatır. Bir olayı aktarır ama aslında bir karakteri ortaya koyar. “Cumartesi halkı” dediğimiz mesele de böyledir. Bu sadece tarihî bir olay değildir; bir zihniyetin fotoğrafıdır.

15 Şubat 2026

Helâk: Gökten Yağan Taşlar Değil, Kopan Bağlar

Kur’an’da anlatılan helâk kıssalarını okurken çoğumuzun zihninde benzer sahneler canlanır: Gökyüzünden inen azap, yerin yarılması, kasırgalar, tufanlar, çığlıklar… Sanki helâk, bir anda gelen ilahî bir öfke patlamasıdır. Sanki Allah, bir gün sabrını yitirir ve bir toplumu ansızın siler. Oysa Kur’an, dikkatle okunduğunda bambaşka bir şey anlatır. Helâk, gökten inen bir taş yağmurundan önce başlar. Hatta çoğu zaman o taşlar hiç yağmaz. Çünkü asıl helâk, kalpte ve zihinde yaşanır. Asıl helâk, vahiy ile bağın kopmasıdır.