Yaratıcı Kavramını Doğru Anlamak
Günümüzde sık sık “yaratıcı” kelimesini duyuyoruz. Kimisi doğayı yaratıcı olarak görür, kimisi “evren kendi kendine oluştu” der. Hatta bazıları Allah ile “yaratıcı” kavramını ayrı düşünür. Oysa Kur’an’a baktığımızda iş çok net: Yaratıcı dediğimizde, tek bir isim çıkar karşımıza, o da Allah’tır.
Allah kendisini farklı sıfatlarla tanıtır. Bunların en temel olanlarından biri El-Hâlık, yani yaratan. Secde Suresi’nde şöyle buyuruyor: “O Allah ki, her şeyi en güzel şekilde yaratandır. O, yarattığını güzel yapan ve her şeyi bilen Allah’tır.” (Secde 32/7). Bu ayet bize şunu gösteriyor: Yaratmak Allah’a ait bir fiildir, başka kimseye değil.
Ama mesele sadece yaratmakla bitmiyor. Kur’an’da Allah’ın yaratıcı oluşu farklı sıfatlarla açıklanıyor. Mesela El-Bâri’ var, yani kusursuzca var eden. Haşr Suresi’nde Rabbimiz, “O Allah ki, yaratan, kusursuzca var eden ve şekil verendir.” (Haşr 59/24) buyuruyor. Yani Allah’ın yaratışı rastgele değil, kusursuz bir düzen içinde.
Bir de El-Musavvir var, yani şekil veren. Sen düşün; her insanın yüzü birbirinden farklı, her canlının kendine has özellikleri var. Âl-i İmran Suresi’nde şöyle deniliyor: “Rahimlerde size dilediği gibi şekil veren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur.” (Âl-i İmran 3/6). Demek ki sadece var etmekle kalmıyor, aynı zamanda her şeye bir şekil, bir özellik kazandırıyor.
Allah için kullanılan bir başka isim de El-Fâtır, yani ilk defa var eden. Fatır Suresi’nin ilk ayeti şöyle: “Hamd, gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’a mahsustur.” (Fatır 35/1). Burada özellikle “yoktan var etme” vurgusu yapılıyor. İnsan bir şeyleri şekillendirebilir, dönüştürebilir ama yoktan var etmek Allah’a özgüdür.
Bir de El-Bedî‘ sıfatı var, yani eşsiz yaratan. Bakara Suresi’nde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir işe hükmettiğinde, ona sadece ‘Ol!’ der ve hemen oluşum başlar.” (Bakara 2/117). Bu, Allah’ın yaratışının benzersiz olduğunu, hiçbir örneğe ihtiyaç duymadan yarattığını gösteriyor.
Kur’an’da Allah için sıkça kullanılan bir başka isim de Rabb. Rabb kelimesi sadece yaratıcı olmakla kalmaz, aynı zamanda yaratılanı yöneten, terbiye eden anlamını taşır. “Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” (Fatiha 1/2). Yani Allah yaratıyor, düzenliyor, yönlendiriyor.
Bir de El-Hallâk sıfatı var, yani çok yaratan, sürekli yaratan. Müminun Suresi’nde şöyle geçiyor: “Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka ilah yoktur. O, çok yaratandır, bilendir.” (Müminun 23/14). Bu da yaratma fiilinin Allah’ta süreklilik arz ettiğini gösteriyor.
Bütün bu sıfatlara baktığımızda net bir tablo çıkıyor: Allah’tan başka yaratıcı yok. İnsanlar bazen doğayı, bazen tesadüfü, bazen “yaratıcı güçleri” dillendiriyor ama Kur’an’da açıkça deniyor ki: “Allah’tan başka yaratıcı mı var ki size gökten ve yerden rızık versin? Ondan başka tanrı yoktur. Nasıl oluyor da döndürülüyorsunuz?” (Fatır 3).
İşte bu ayet, tartışmaya noktayı koyuyor. Yaratıcı Allah’tan başkası değildir. Onu ayrı kavramış gibi yapan anlayış, insanı hakikatten uzaklaştırır. Oysa Kur’an’da hem yaratma fiilinin hem de “yaratıcı” sıfatının tek sahibi Allah’tır.
Kısacası , Kur’an’a göre bir “yaratıcı” bir de “Allah” yoktur. Yaratıcı zaten Allah’tır. O’nu ayrı düşünmek, O’na ortak koşmak olur. Bu yüzden her nimeti, her canlıyı, hatta kendi nefesimizi düşündüğümüzde şunu bilmek lazım: Hepsinin yaratıcısı tek olan Allah’tır.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com