Biliyor musun kardeşim, zikir aslında Kur’an’ın en temel kavramlarından biri. Ama çoğu kişi bunu bir kelimeyi tekrar etmek sanıyor. Oysa zikir, aklı ve kalbi birlikte kullanmak demek. Yani Allah’ın emirlerini yerine getirebilmek için önce düşünmek, sonra hissetmek gerekiyor.
Mesela benim torunum bana “Dedem” dediğinde içim nasıl eriyor, anlatamam. Ona karşı her isteğini yerine getirmek isterim. Ama Allah’a hitap ederken, işin içine sabır ve derin bir huşu giriyor. Düşünsene, Allah’ı anıyoruz, 1000 kez “Allah” diyoruz. İlk 50 güzel gidiyor; kalbimizle hissediyoruz. Ama sonra dil yoruluyor, tıpkı “Al… Al… Al…” gibi tek hecelere düşüyor. Namazdan sonra 33 kez “Subhanallah” diyenleri de görüyoruz; zamanla “Sub… Sub… Sub…” oluyor. Camide cemaatin hocaya yetişebilmesi de hiç mümkün görünmüyor.
Torunum ardı ardına “dedem, dedem, dedem” dediğinde kalbimi kırabilirim ama Allah sabırlı. Din gününe kadar bekliyor. Biz ise çoğu zaman telaşlıyız; yalamadan yutuyoruz. Oysa Allah’a hitap ederken yürekten olmalı, sabır ve huşu içinde.
Ayrıca Allah’a yönelmek, kelimeleri tekrar etmek değil, kalpten dua etmek demek. Öyle bir dua ki, kalbinle O’na yöneldiğinde, Allah da duana icabet eder. Diğer sayılı tekrarlar, hikaye veya masal gibi şeylerdir; önemli olan, Allah’ın varlığını ve kudretini yüreğinde hissetmektir.
Kur’an’da “Allah’ın adının anılması” dediğimizde, bu dil ile tekrar değil, kitabın anlamını kavrayıp hayatına taşımaktır. Yani Allah’ı hatırlamak ve O’na hakkıyla ibadet etmek, sözlerimizi, davranışlarımızı ve yaşam tarzımızı da zikir hâline getirir.
Zikrullah demek, Allah’ın yasası demektir. Hayatı Allah bilinciyle yaşamak demektir. Ne yaparsak yapalım, Allah her zaman şahit. Bunu bilerek yaşamak, hayatı daha anlamlı kılar. Yüreğimizle, aklımızla ve davranışlarımızla Allah’ı hatırlamak esas olan.
Günlük yaşamda bunu şöyle düşünebilirsin: İş yerinde veya evdeyken yaptığın her iş, her söz, her davranış Allah’ın huzurunda olduğunu bilerek yapıldığında zikir olur. Yani zikir sadece sessiz köşede oturup tekrar etmek değil, hayatın her anında Allah’ı hatırlamak demektir.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com
Yazı gezinmesi
Aydın Orhon, 1953 yılında Çorum'da doğmuştur. 1975 yılından bu yana yaşamını İstanbul'da sürdürmektedir. Hayatının önemli bir bölümünü iş dünyasında geçirmiş, bunun yanında Kur’an üzerine araştırma ve incelemelerini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Orhon, eğitim alanında meslek hayatına devam etmemiştir. Bunun yerine özel sektörde çeşitli görevler üstlenmiş; farklı şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. İş hayatı boyunca edindiği tecrübe ve birikimi, hayatın farklı alanlarında değerlendirme imkânı bulmuştur. Aydın Orhon kendisini bir yazar veya din âliminden çok, Allah’ın kitabını anlamaya ve yaşamaya çalışan bir Kur’an talebesi olarak tanımlamaktadır. Uzun yıllardır Kur’an’ın mesajını, kavramlarını ve insan hayatına yönelik çağrısını araştırmakta; elde ettiği sonuçları yazıları ve kitapları aracılığıyla okuyucularla paylaşmaktadır. Özellikle son yıllarda çalışmalarını yoğunlaştıran Orhon, Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılması gerektiği düşüncesi üzerinde durmaktadır. Ona göre insanların inançlarını, geleneklerini ve din anlayışlarını Allah’ın kitabı ışığında yeniden değerlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla kaleme aldığı eserlerinde okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya ve Kur’an üzerinde doğrudan tefekkür etmeye davet etmektedir. Hakikat Serisi’nin ilk kitabı olan “İnandığın Din Kimin?” yayımlanmıştır. Bu eser, inanç ve din anlayışının kaynağını Kur’an merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. Allah izin verirse, Hakikat Serisi yeni kitaplarla devam edecek; Kur’an’ın mesajını farklı yönleriyle ele alan çalışmalar okuyucuyla buluşmayı sürdürecektir. Aydın Orhon, bugün de çalışmalarına İstanbul’da devam etmekte; araştırma, inceleme ve yazım faaliyetlerini sürdürmektedir.