Bugünlerde dini tartışmalara bakınca, özellikle de mezhepler arasındaki çekişmelere, işin ne kadar dallanıp budaklandığını görüyoruz. İnsanlar kendi inançlarını ve ibadet şekillerini savunurken, farklı bakış açıları kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Kimisi bunu bir zenginlik olarak görüp “ihtilafta rahmet vardır” diyor, kimisi de bu ihtilafların İslam’ı parçalayarak asıl mesajdan uzaklaştırdığını söylüyor. Oysa Allah bizden tam tersini istiyor: “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın.” (Âl-i İmrân 3:103).
Mezheplerin varlığı aslında Kur’an’ın tek ve evrensel mesajıyla çelişiyor. Eğer her mezhep kendi yorumunu “hak” olarak görürse, ortaya onlarca farklı din manzarası çıkıyor. Bu ise bir rahmetten çok, kafa karışıklığı ve parçalanmışlık getiriyor. Allah bu tehlikeyi bize şöyle haber veriyor: “Onlar dinlerini parçaladılar ve gruplara ayrıldılar. Her grup, kendi yanındakiyle sevinip böbürlenmektedir.” (Rum 30:32). Halbuki Allah’ın yolu birdir: “O, sizin için dinde bir sıkıntı kılmadı; atalarınız İbrahim’in yoluna uyun.” (Hac 22:78).
Kur’an’a sımsıkı sarılmak yerine, insanlar çoğu zaman alimlerin ve şeyhlerin sözlerine bağlanıyor. Kur’an’ı öteleyip onların görüşlerini dinin kaynağı gibi görmeye başlıyorlar. Sonra da Kur’an’a dönen birine saldırıp: “Sen hadisleri inkâr ediyorsun”, “Sen alimlerden daha mı iyi biliyorsun?” diyorlar. Oysa Allah uyarıyor: “Yoksa onların Allah’ın izin vermediği bir dini koyan ortakları mı var?” (Şûrâ 42:21). Eğer Allah’ın izni yoksa, din adına söylenen her söz boş bir sözden ibarettir.
Burada mesele kimin daha çok bildiği yarışı değil. Asıl mesele, Allah’ın hükmüne teslim olmak. Çünkü Allah’ın sözü en doğrusudur: “Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiç kimse yoktur.” (En‘âm 6:115). İnsanların, alimlerin, mezhep imamlarının sözleri Kur’an’a uyduğu sürece bir anlam taşır. Ama Kur’an’a ters düştüklerinde onların peşinden gitmek, farkında olmadan onları ilahlaştırmaktır. Allah’ın şu uyarısı da işte tam bunu anlatıyor: “Onlar, hahamlarını ve rahiplerini Allah’tan ayrı rabler edindiler.” (Tevbe 9:31).
Kardeşim, mesele şu: Din adına konuşulan her sözün mihenk taşı Kur’an olmalı. Çünkü Allah’ın hadisinden, yani Kur’an’dan kopan topluluklar, farkında olmadan başka otoritelerin hükmünü dinin yerine koyar. Allah bu durumu şöyle açıklıyor: “Kim benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, onun için sıkıntılı bir hayat vardır ve kıyamet günü onu kör olarak haşrederiz.” (Tâhâ 20:124). İşte bu yüzden, Kur’an’dan kopmak insanı hem dünyada hem ahirette hüsrana sürükler.
Halbuki Allah’ın yolu açıktır, net ve tertemizdir: “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur; ona uyun, başka yollara uymayın ki sizi O’nun yolundan ayırmasın.” (En‘âm 6:153). Allah’ın yolu tek olduğu halde, insanlar kendi yorumlarıyla farklı yollar çıkarıyor. Sonra da o yolları “din” diye savunuyorlar. Oysa Allah diyor ki: “Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur.” (Yûsuf 12:40).
Sonuç açık kardeşim: Çare, Allah’ın kitabına dönmek. Mezhep, alim, gelenek… Bunlar insan ürünü. Bizim için esas olan Allah’ın değişmeyen, evrensel yasalarıdır. Çünkü O’nun sözü son noktadır: “Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi; size apaçık bir nur indirdik.” (Nisâ 4:174).
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com
Yazı gezinmesi
Aydın Orhon, 1953 yılında Çorum'da doğmuştur. 1975 yılından bu yana yaşamını İstanbul'da sürdürmektedir. Hayatının önemli bir bölümünü iş dünyasında geçirmiş, bunun yanında Kur’an üzerine araştırma ve incelemelerini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Orhon, eğitim alanında meslek hayatına devam etmemiştir. Bunun yerine özel sektörde çeşitli görevler üstlenmiş; farklı şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. İş hayatı boyunca edindiği tecrübe ve birikimi, hayatın farklı alanlarında değerlendirme imkânı bulmuştur. Aydın Orhon kendisini bir yazar veya din âliminden çok, Allah’ın kitabını anlamaya ve yaşamaya çalışan bir Kur’an talebesi olarak tanımlamaktadır. Uzun yıllardır Kur’an’ın mesajını, kavramlarını ve insan hayatına yönelik çağrısını araştırmakta; elde ettiği sonuçları yazıları ve kitapları aracılığıyla okuyucularla paylaşmaktadır. Özellikle son yıllarda çalışmalarını yoğunlaştıran Orhon, Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılması gerektiği düşüncesi üzerinde durmaktadır. Ona göre insanların inançlarını, geleneklerini ve din anlayışlarını Allah’ın kitabı ışığında yeniden değerlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla kaleme aldığı eserlerinde okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya ve Kur’an üzerinde doğrudan tefekkür etmeye davet etmektedir. Hakikat Serisi’nin ilk kitabı olan “İnandığın Din Kimin?” yayımlanmıştır. Bu eser, inanç ve din anlayışının kaynağını Kur’an merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. Allah izin verirse, Hakikat Serisi yeni kitaplarla devam edecek; Kur’an’ın mesajını farklı yönleriyle ele alan çalışmalar okuyucuyla buluşmayı sürdürecektir. Aydın Orhon, bugün de çalışmalarına İstanbul’da devam etmekte; araştırma, inceleme ve yazım faaliyetlerini sürdürmektedir.