Kategori: Kısa Kısa

22 Eylül 2026

ALLAH NEDEN İZİN VERİYOR? İNSANA VERİLEN GÖREVİ KİM YERİNE GETİRECEK? – Özet

Dünyada bazı insanlar bolluk ve lüks içinde yaşarken, bazıları açlık, yoksulluk, savaş ve zulüm altında hayatını sürdürmeye çalışıyor. Masum insanlar öldürülürken dünyanın seyirci kalması, “Allah neden bütün bunlara izin veriyor?” sorusunu gündeme getiriyor. Ancak bu soruyla birlikte insanın kendisine verilen sorumluluğu ne ölçüde yerine getirdiğini de düşünmek gerekir. Çünkü Kur’an, insanı adaleti gözetmek, ihtiyaç sahiplerini korumak ve yeryüzünü düzeltmekle sorumlu tutar.

19 Eylül 2026

KISAS: ADALETİN ÖLÇÜSÜ, İNTİKAMIN DEĞİL – Özet

Kur’an, insan hayatını dokunulmaz kabul eder ve haksız yere cana kıymayı açıkça yasaklar. Ancak bir insan haksız yere öldürüldüğünde, meseleyi yalnızca devlet ile suçlu arasındaki bir hukuk sorununa indirgemez. İsrâ 17/33’te öldürülen kişinin velisine bir yetki verildiği bildirilir ve hemen ardından bu yetkinin sınırı çizilir: “O da öldürmede aşırı gitmesin.” Böylece hem mağdurun hakkı tanınır hem de kişisel intikamın önü kesilir.

19 Eylül 2026

NEBİ İSA GERİ DÖNECEK Mİ? – Özet

Nebi İsa’nın kıyametten önce yeniden dünyaya döneceği inancı yaygın olsa da, bu inancın Kur’an’daki dayanağını ayetlerin bütünü içinde değerlendirmek gerekir. Bunun için öncelikle vahyin söylediği ile ayetlere yüklenen yorumları birbirinden ayırmak gerekir.

Nisâ 157. ayet, Nebi İsa’nın öldürülmediğini ve asılmadığını açıkça bildirir. Fakat “öldürülmedi” ifadesi, “hiç ölmedi” anlamına gelmez. Hemen ardından gelen “Allah onu kendisine yükseltti” ifadesi de onun mutlaka bedeniyle göğe çıkarıldığı şeklinde anlaşılmak zorunda değildir. Âl-i İmrân 55. ayette geçen “seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim” ifadesi ile Mâide 117. ayetteki “beni vefat ettirdiğinde” sözü birlikte düşünüldüğünde, Nebi İsa’nın dünya hayatının sona ermesi konusunda farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır.

15 Eylül 2026

ADEM KISSASINA NEREDEN BAKIYORUZ? – Özet

Kur’an’daki Âdem kıssası yalnızca geçmişte yaşamış bir kişinin başından geçen olaylar olarak değil, insanın yaratılışını, bilgi ve bilinç kapasitesini, sorumluluğunu ve imtihanını anlatan derin bir mesaj olarak da okunabilir. Allah’ın Âdem’e “bütün isimleri” öğretmesi, insanın varlıkları tanıma, kavramlaştırma, anlamlandırma ve öğrendikleri üzerinden düşünme yeteneğine dikkat çeker. “Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti.” (Bakara, 2/31) Bu ifade, insanın bilgi edinme ve anlam üretme kapasitesinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

14 Eylül 2026

EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT NASIL OLUŞTU? – Özet

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat kavramı bugün çoğu zaman Nebi Muhammed döneminden beri değişmeden varlığını sürdüren tek ve bütüncül bir dinî yapı gibi sunulmaktadır. Oysa tarihî süreç bunun daha farklı olduğunu göstermektedir. İslam’ın ilk dönemlerinde yaşanan siyasî mücadeleler ve ardından ortaya çıkan itikadî tartışmalar, Müslüman toplum içerisinde farklı grupların ve anlayışların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Hz. Osman’ın öldürülmesi, Hz. Ali ile Muâviye arasındaki mücadele, Sıffîn ve hakem olayı gibi gelişmelerin ardından Haricîlik ve Şîa gibi oluşumlar belirginleşmiş; kader, iman, büyük günah ve benzeri konulardaki tartışmalarla birlikte farklı itikadî ekoller ortaya çıkmıştır. Bu ortamda “sünnet” ve “cemaat” kavramlarıyla kendisini tanımlayan çevreler zaman içerisinde belirginleşmiş, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat kimliği ise sonraki yüzyıllarda daha sistemli bir hâle gelmiştir.

13 Eylül 2026

MÜŞRİKLERİN ALLAH’A İNANIŞI VE GAFLETLERİ – Özet

Kur’an-ı Kerim, müşriklerin Allah’a olan inancını ve bu inancın yanı sıra sergiledikleri tutarsızlıkları açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ankebut Suresi 61-65. ayetler, bu durumu net bir şekilde ifade eder. Bu ayetlerde, müşriklerin gökleri ve yeri yaratanın, güneşi ve ayı hizmetlerine verenin kim olduğunu sorduğunda, kesinlikle “Allah” diyecekleri belirtilmektedir. Ancak, bu inançlarına rağmen, nasıl olur da haktan döndükleri tartışma konusudur.